En Çetin Düellolar
*80’li yıllardaki Larry bird Magic Johnson Rekabeti:
NBA liginin gelmiş geçmiş en büyük rekabeti denildiğinde akla ilk olarak 1980’li yıllardaki Los Angeles Lakers-Boston Celtics mücadeleleri gelmektedir.Bunun temel nedeni ise NCAA’lerde tohumu atılan ve 80’li yıllarda ise gittikçe büyüyerek NBA ligini domine eden Magic Johnson ve Larry Bird rekabetinden kaynaklanmaktadır.80-89 yılları arasında her sezon bu iki yıldızdan biri NBA finalinde boy göstermiştir ve bu 10 sezon içinde 8 defa (Diğerleri 1983’de Philadelphia ve 1989’da Detroit) bu iki yıldızdan biri NBA şampiyonluğuna ulaşmıştır.Sadece playofflarda değil nrmal sezonda oynanan iki maç bile bu iki oyuncu sayesinde reyting rekorları kırarken , 3 defa oynadıklar NBA final serileri ise unutulmazlar arasına girmiştir.37 Los Angeles-Boston maçında karşı karşıya oynayan bu ikililer arasında gülen taraf 22 galibiyet ile Magic Johnson’ındır.3 Final serisinin ikisindede Bird’e üstünlük sağlayan Magic,toplamda 5,Bird ise 3 NBA şampiyonluğuna ulaşmıştır.
*60’lı yıllardaki Bill Russell-Wilt Chamberlain Düellosu:
NBA tarihinde sayı ve ribaund kategorilerinde bir çok rekrun sahibi olan Wilt ile, kendisi gibi gösterişlive skora yönelik oyun tarzından çok uzaklarda olan ama savunması ve ribaundları ile ligdeki 13 sezonunda 11 şampiyonluk yaşayan Bill Russell rekabeti de unutulmazlar arasındadır.Bir çok NBA yazarına göre Magic-Bird rekabetinde daha önemli eşleşmedirRussell Wilt rekabeti çünkü bu iki oyuncu karşılıklı maçlarda aynı pozisyonu oynayıp birbirlerini tutmaktaydılar.142 maçta karşı karşıya gelen bu ikiliden istatistik olarak bu maçlarda 28.7 sayı, 28.7 ribaund ortalamaları tutturan Chamberlain üstün ayrılmıştır.Bill ise bu 142 maçta 14.5 sayı, 23.7 ribaund ortalaması tutturmuş ama bu maçların 85’inde kazanan taraf Celtics olmuştur.
*1998 Doğu finallerindeki Micheal Jordan-Reggie Miller düellosu:
İşte bu an anlatılmaz yaşanır.En bitirici ve düello alışkanlıkları en yüksek iki adam.98 Doğu finallerindeki bu düello son ana kadar sürdü.Kim mi kazandı? Tabancasında her zaman (Reggie’ye karşı bile) bir fazla kurşun bulunduran MAJESTELERİ MICHAEL JORDAN, 94 ve 95’de arka arkaya iki defa doğu finallerinde kaybeden Pacers ve Miller bu kez kazanmayı çok istiyordu.Hatta öyle ki bu seri önecesinde ve seri boyunca Miller ve Jordan arasındaki söz düellosu da bir yandan devam etmişti.Reggie serideki en hatırlanan an olan 4. maçtaki galibiyeti getiren üçlüğünden sonra finallere kendilerinin çıkacağını ve Bulls’dan daha çok bunu kendilerinin hak ettiğini inandığını söylemişte.Buna karşılık ise Jordan herkesin kendi işine bakmasını ve sahada oyunuyla konuşmasını söyleyerek cevap vermişti.Bir yandan devam söz düekkosundan daha çetin bir kapışma sahada gerçekleşiyordu.İki tarafta seriyi bir türlü koparamıyordu.Karşılıklı galibiyetlerle son maça kalmıştı.Son maç Chicago’nun evi United Center’daydı.Heycan doruğa tırmanmış ve herkes NBA finallerinde Utah’ın rakibnin kim olacağını merakla bekliyordu. 7.maçtan hemen önce Miller’ın bu maçı kesinlikle kazanacaklarını söylemesi ve Bulls için yolun sonu geldi demesi ve Jordan’ın buna sahada cevap vereçeğini söylemesi heyecanı katmerlemişti. Son maç büyük çekişme içinde geçmesine rağmen ev sahibi olmanın avantajı ve Steve Kerr’ün ekstra katkısıyla bu çetin düellonun galibi 86-79’luk skorla Jordan(Son maç 28sayı, 9 ribaund, 8 asist:31.7 sayı) oluyordu.
*2001 Doğu yarı finallerindeki Allen Iverson-Vınce Carter düellosu:
Sanırım 2001 yılındaki bu kapışmayı hepimiz daha dün gibi hatırlıyoruzdur.Nasıl hatırlanmaz bu kapışma. Toronto’nun galibiyeti ile başlayan seri, Philadelphia’nin deplasmandaki 7.maçı kazanmasıyla noktalanmıştı ama seriyi en unutulmaz kılan şey Allen Iverson ve Vince Carter arasındaki düelloydu.İki yıldız sanki sözleşmişcesine ardı ardına inanılmaz performanslar çiziyorlardı.İlk maçta Carter’ın 35 sayısıyla Toronto seride öne geçti. İkinçi maçta ise sahneye Iverson çıktı ve 54 sayı ile seriyi 1-1’e getirdi.Üçüncü maçta Carter adeta sen yaparsında ben yapamazmıyım diyerek 50 sayı üretti, Iverson ise 5.maçta ‘‘The Answer’’ lakabınında hakkını vererek Carter’a 52 sayılık bir cevap verdi. 6.maçta bu sefer Carter’ın 39 sayısıyla Toronto seriyi 7. maça taşıdı. Seri Phili-Toronto serisi olmaktan çıkmış Iverson-Carter mücadelesine dönmüştü. Serinin son maçında önce Carter’ın mezuniyet törenine gitmesi ve maça ucu ucuna yetişmesi herkes tarafından büyük bir sorumsuzluk olarak adlandırılmıştı fakat Carter’ın attığı son şut isabetli olsa ve Toronto seriyi kazansaydı eminim ki tüm eleştiriler tersine dönecekti.Bu son maçta Iverson’ın kariyer rekoru olan 16 asistle oynadığını da hatırlatmakta fayda var.7 maç sonunda Iverson 33.7 sayı, 6.9 asist, 4.4 ribaund ve 3.14 top çalma, Carter ise 30.4 sayı, 6.0 ribaund, 5.6 asist, 2.0 blok ve 2.86 top çalma ortalamalarını tutturmuştu.Kazanan kim olursa olsun bu kapışma mükemmel oldu ve inşallah ileriki yıllardada böyle kapışmalara tanık oluruz….
*80’lerin sonundaki Jordan-Detroit duellosu:
Micheal Jordan’ın rakamsal olarak en etkili olduğu dönemlerdi tek geçemediği ezeli rakibi DETROIT PISTONS’DU.1988, 89 ve 90 yıllarında Detroite karşı elenmişlerdi ve bunu en çok içerliyen oyuncu Jordan’dı.Detroitin sert savunması (şu anki gibi ) Jordan’u durduramıyordu ama biraz olsun yavaşlatıyor ama her defasında kazanan taraf Detroit oluyordu.1990 yılında ise maç 7. maça kadar uzamış ama yine ne yazıkki kazanan taraf Detoit olmuştu ve maçın sonunda Detroitli bir taraftarın ‘‘Maybe next year Jordan’’(belki gelecek sene Jordan) yazılı bir pankart adeta Jordanı kamçılamıştı.Doğu finallerinde birdahaki sene Bulls’un ve Jordan’ın intikamı acı oldu.Son iki senenin şampiyonu Detroit Bulls karşısında 4-0 ile süpürülmüştü ….Artık Jordan rahat uyku uyuyabilirdi … Önündeki en büyük engel kalkmıştı.Bu maç sonunda unutulmayan bir diğer konu ise maç sonunda Joe Dumars ve Johny Salley dılındaki Pistons oyuncularının tokalaşmadan ve rakibi tebrik etmeden sahayı terk etmeleriydi.Hatta o zamanlar Joe Dumars’ın Jordan’ı tebrik ettiği için Isiah Thomas ile aralarının açıldığı bile söylenmişti…..
*1988 Playofflarında Boston-Atlanta serisinin 7. maçının sen periyotundaki Larry Bİrd-Dominique Wilkins kapışması:
88 Doğu konferansı Playofflarındaki Bsoton-Atlanta serisinin 7. maçının son periyodundaki Larry-Wilkins kapışması da umutulmazlar arasındadır.Son periyotta bu ikili toplam 38 sayı üretirken(Bird 20, Wilkins 18 sayı), 118-116 Boston’un galibiyeti ile sona eren maçın 81 sayısında (Wilkins48, Bird 34 sayı) bu iki oyuncunun imzası vardı.
*Detroit-Denver arasındaki oynanan NBA Tarihinin en skorlu maçı:
13 Aralık 1984’de Denver’ın McNichols Arena’da oynanan ve en yüksek skorlu maç olarak NBA tarihine geçen Detroit-Denver maçıda unutulmazlar arasına geçmiştir.3 uzatmaya giden ve 3 saat 11dakika süren maçın sonunda gülen taraf 186-184’lük (toplam 370 sayı) skorla Detroit’ti.Maçta 12 oyuncu skorda çift haneli rakamlara ulaşırken, 4 oyuncu 40 ve üzerindesayı üretmeyi başarmıştı.İlk yarısı 74-74 normal süresi 145-145 biten bu inanılmaz maçta Detroit adına Isiah 47 sayı, 17 asist, John Long 41 sayı ve Kelly Tripucka 35 sayı üretirken, Denver adına Kiki Vandeweghe 51 sayı, 9ribaund, 8asist, Alex English ise 47 sayı, 12 ribaund, 7 asist ile oynamıştı…Ve gerçektende beyler ve bayanlar çooook süper bir maç olduğuna inanıyorum ve izlemek isterdim!!!
NBA’in unutulmaz düelloları sadece bunlarla sınırlı değil tabiiki:
60’ların sonu 70’lerin başında Earl ‘The pearl’ Monroe ile Walt ‘Clyde’ Frazier’ın kapışmaları;88 NBA finalinde yumruk yumruğa kavga boyutlarına varan Potlan-Philadelphia serisi; Isiah Thımas ve Bernard King’in 84 playofflarındaki mücadelesi; 89’dan 96’ya 8sezonda 6 kez playofflara eşleşen Chicago-Knicks arasındaki inanılmaz çekişme(Bu 6 eşleşmelerde New York sadece 1 kez o da Jordan’ın basketbolu bıraktığı 94 sezonunda seriden galip ayrılabilmişti)
En Mükemmel İkililer
*Stockton-Malone A.Ş:
NBA.com’da yapılan bir ankete göre NBA tarihinin en büyük ikilisi Stockton-Malone ikilisidir.Bencede en uyumlusu bu ikisi.Biri NBA’in gelmiş geçmiş en çok sayı atan 2.adamı, Diğeri ise en çok asist yapan ve top çalan adamı.Ama ek*** olan bir şey vardı ve otabiiki şampiyonluk yüzüğüydü.Bu ikili birlikte mükemmel 18sezon geçirmiş ve 2kerede NBA finali oynamalarına rağmen hiç şampiyonluk yüzüğünü elde edememiştir.
18 sene en ufak bir anlaşmazlık yapmadan bir kez tartışmaya girmeyen bu ikili içi spikerlerin;’Stockton to Malone’(Stocktondan Malona)sözü kaç bin defa söylenmiştir.Bu ikili özellikle pick&Roll oyunuyla bir çok takımın sonunu hazırlamışlardır.Çözümü olmayan bu oyunu Stockton-Malone ikilisinin bu oyunu bu kadar iyi oynamasının ve bu oyunla adlarının özdeşmelerinin sebebi var tabiiki.Bunların başında Stockton’un savunmacısına perdeyi koyan Malone’ı size olarak çok büyük ve güçlü oluşu , zamanlamasını ve devrileceği yeri çok iyi bilmesi gelmekte.İkincisi ise Stockton’ı pası nereye ve ne zaman atacağını veya karşısında kendisinden yavaş olan rakip uzunu hızıyla geçmesini çok iyi bilmesi gerekmektedir.Malone topu aldığında da karşısındaki rakibin küçük guardı kaldığı için rahatlıkla ceza şutunu kesebiliyordu.İşte karşu konulamaz bu çözüme adları özleşmiştir.Peki bu kadar başarılı bir birliktelik neden bir şampiyonlukla taçlanmamıştır.Çünkü bu mükemmel ikili kendileriniden belki daha mükemmel değil ama daha winner(kazanan) bir başka ikiliye toslaşmıştırda ondan.97 ve 98 finalleri yani Stockton-Malone’ın en formda olduğu dönemde Jordan-Pippen ortaklığı Stockton-Malone A.Ş’ye şampiyonluk şansı tanımamıştır…
*Jordon-Pippen ortaklığı:
Hepimiz biliyoruzki basketbol tarihinin en büyük oyuncusu Micheal Jordan.Fakat majesteleri bile Bulls’a geldiği ilk yıllarda bazı şeyleri tek başına başaramıyordu.O zamanlar Bulls orta sıralarda, zaman zaman büyük takımların canını yakabilen,Playofflara ancak 8.sıradan katılabilen vasat bir takımdı.Taa ki Scottie Pippen Bulls’a gelip Jordan ile mükemmel uyumlu bir ikili oluşturana kadar.Pippen Jordan ortaklığı başladıktan sonra Bulls şampiyonluk potansiyeli olan bir takım haline geldi.Jordan’ın skor gücü, bitiriciliği ve liderliğiyle, Pippen’in isesavunmadaki etkinliği ve takımdaki esk*** parçaları tamamlamasıyla Chicago korkulan bir takım haline geldi.Çok değil 3senede şampiyonluk ambarını koymaya başlayan Bulls’ta herkes bu başarının Jordan-Pippen ortaklığından ileri geldiğini konuşuyordu.94 sezonunda Jordan’ın basketbola ilk vedasından sonra Bulls’un knicks’e Playoff’larda veda etmesi ve 98 sezonu başında Pippen’ın sakatlığı ile Bulls’un ard arda maçlar kaybetmesi bu tezi doğruluyordu.Jordan Pippen’sız Pippen Jordan’sız olmuyordu.Bu hususta en önemli şey Pippen’ın Jordan’ın 1. adam olmasını kabul etmesidir.Majesteleri Micheal ve onun asil Şovalyesi Pippen hep beraber meydan muharebelerindeözellikle de bir başka büyük ikili Stockton-Malone imparatorluğuna karşı verilen Utah meydan muharebeleri) hep zaferle sonuçlandı.Ayrı takımlarda olsalar belki bu kadar şampiyonluk yüzüğü kazanamıyacaklardı ama şimdi bu uyumlu ortaklıkları sayesinde 6 tane paha biçilemez şam piyonluk yüzüğünün sahibi oldular.
*Shaq-Kobe düşman kardeşler:
Ve bu ikilide hiçbir ikilide olmayan farklı bir kişilikleri uyumlulukları var.Hiç bir zaman birbirlerini sevmediler, sürekli birbirlerinin hakkında pek hoş olmayan konuşmalar yaptılar.Sonuçta bu zoraki evlilik çok uzun sürmedi ve geçen sezon Shaq’ın Miamiye gitmesiyle son buldu.Ve tabiiki Shaq gittiği takımı yine şampiyonluk adayı yaparken Kobe tek başına takımını playofflara bile sokamadı!!!!
Bu birliktelik düşmanca bir birliktelik olmasına rağmen bir sezona damgalarına vurdukları gerçeğide değiştirmez.Shaq’ın pota altıno domine eden oyunu ve gücü ile durdulamaz fiziki yapısıyla Lakers’a yaptığı katkıya Kobenin gelişmiş basketbol yeteneği eklenince ard arda 3tane şampiyonluk yüzüğü elde edildi.Sanrım NBA’e damgalarını vurmuş ikililerden birbirlerine karşı düşmanlılarıyla anılacak tek ikili Kobe-Shaq ikilisidir.
NBA Rekorları
REGULAR (NORMAL) SEZON
KARİYERİNDE EN FAZLA MAÇTA YER ALAN OYUNCU
NBA tarihinde 1611 maçta oynayan ‘ Chief ’ lakaplı Robert Lee Parish, halen ‘ NBA kariyerinde en fazla maçta yer alan oyuncu sıralamasında ilk sırada. 21 sezon ile lig tarihinde en fazla süre ile oynayan oyuncu olarak başka bir rekora daha sahip olan Parish, 1976 draftında Golden State tarafından 8.sırada seçilmişti. 2.16 boyundaki pivot oyuncu, 1980’de kariyerinin en başarılı dönemini yaşayacağı Boston’a geçti. Celtics forması ile 3 şampiyonluk yaşayan Parish, 9 defa da All-Star maçında yer aldı. Boston’daki 14 sezonun ardından Charlotte’da 2 ve son olarak ta 1996-97 sezonunda Chicago’da 1 sezon forma giyen Parish, bu son sezonunda şampiyonluk tadarak 1611 maç sonunda lige veda etti.
Bu kategoride 2.sırada 1560 maçla efsanevi Kareem Abdul-Jabbar yer alırken, aktif oyuncular arasında Utah forması giyen John Stockton 1422 ile 3., Karl Malone 1353 ile 4.sırada.
KARİYERİNDE EN FAZLA DAKİKA OYUNDA KALAN OYUNCU
NBA tarihinde 57.446 dakika oyunda kalan Kareem Abdul-Jabbar’ın bu daldaki rekoru henüz kırılamadı ve pekte kırılacağa benzemiyor. NBA’de oynadığı 20 sezonda pek çok rekor kıran ve sayısız başarıya imza atan Jabbar, 2.18 boyu ile zamanının en dev oyuncusuydu. Kolej kariyerinde UCLA forması ile 3 şampiyonluk yaşayan ve 1969 draftı ile Milwaukee Bucks tarafından ilk sırada seçilen bu dev oyuncu, lige katıldıktan 2 yıl sonra diplerde sürünen Bucks’ı şampiyonluğa taşımayı başardı. 1971-72 sezonundan önce ise İslamiyet’i seçerek Lew Alcindor olan adını değiştiren Jabbar, 1975’te büyük bir takas ile bir çok rekorlara imza atacağı Los Angeles Lakers’a geldi. Lakers takımında 5 şampiyonluk daha yaşayan Jabbar 1989’da emekliye ayrıldı.
Bu kategoride 2.sırada, 50.543 dakika ile bu sezon ligde 18. yılını yaşayacak olan Karl Malone var. Ama Malone’un, Jabbar’ın rekorunu geçebilmesi için en az 3 sezona daha ihtiyacı var. Malone’un hemen arkasında 3.sırada 50.000 dakika ile ‘ The Big E’ Elvin Hayes yer almakta. John Stocton ise 45.489 dakika ile 7.sırada.
KARİYERİNDE EN FAZLA SAYI ATAN OYUNCU
Bu kategoride ilk sırada 38.387 sayı ile yine Kareem Abdul-Jabbar var. Kariyerinde 2 kere sayı krallığı başarısını yakalayan Jabbar’ı, 34.707 ile kariyerinde sayı krallığı olamayan Karl Malone takip etmekte. Bu 2 oyuncunun arkasında ise 31.419 ile efsanevi skorer Wilt ‘the Stilt’ Chamberlain gelmekte. NBA tarihinde bir maçta 100 sayı atan başka bir maçta 55 ribaund alan, bir sezonu 50.4 sayı başka bir sezonu ise 27.2 ribaund ortalamaları ile tamamlayarak tüm bu kategorisinde rekorları elinde tutan Chamberlain, NBA tarihinde hem sayı, hem ribaund hem de asist kategorilerinde bir sezonda en yüksek rakamlara ulaşan oyuncu olma gibi henüz erişilemeyen başka bir başarısı daha bulunmakta.
Bu kategoride 4.sırada ise 30.652 ile başka bir efsane Michael Jordan yer almakta. NBA tarihinde 7’si ard arda olmak üzere 10 defa sayı kralı olarak bu daldaki rekoru elinde bulunduran Jordan, 30.000 sayı barajına en çabuk ulaşan oyuncu olma özelliğini de koruyor. Ayrıca Jordan, 31.0 ortalama ile kariyer sayı ortalaması en yüksek oyuncu sıralamasında da ilk sırada. Bu sezon bir sakatlık yaşamaz ise ligin yarısı gelmeden kariyer toplamında 3.sıradaki Chamberlain’i geçecek gibi gözüken Jordan’dan sonra listede aktif oyunculardan ilk 15’te sadece 7.sırada 26.946 sayı ile Hakeem Olajuwan bulunmakta.
KARİYERİNDE EN FAZLA ŞUT KULLANAN OYUNCU
Kareem Abdul-Jabbar’ın ilk sırada bulunduğu başka bir kategoride, 28.307 rakamı ile NBA tarihinde kariyer toplamında en fazla şut kullanan oyuncu kategorisi. 25.000 şut barajını geçen ilk ve tek oyuncu olan Jabbar’ın bu kategorideki en yakın takipçisi 24.521 ile yine Karl Malone. Bu 2 oyuncuyu Elvin Hayes, John Havlicek ve Wilt Chamberlain takip etmekte. Michael Jordan ise 6.sırada.
KARİYERİNDE EN FAZLA ŞUT SOKAN OYUNCU
Karem Abdul-Jabbar’ın 15.837 ile yine zirvede bulunduğu kategoride Karl Malone 12.740 ile 2., Wilt Chamberlain 12.681 ile 3., Michael Jordan 11.513 ile 4.sırada.
KARİYERİNDE EN FAZLA FAUL ATIŞI KULLANAN OYUNCU
Karl Malone’un geçen sezon Wilt Chamberlain’i geçerek zirveye oturduğu bu kategoride 10.000 rakamını geçen sadece 3 oyuncu mevcut. İlk sırada 12.342 ile Malone, 2.sırada 11.862 ile Chamberlain, 3.sırada ise 11.090 ile Moses Malone bulunmakta. Bu kategoride Karl Malone dışında aktif oyunculardan Michael Jordan 8.448 ile 8.sırada.
Her maç ortalama 9 kere faul çizgisine gelen Karl Malone bu atışlardan yaklaşık %75’lik bir isabet ile 7’sini sokmakta. Bir çok NBA yıldızının kariyerlerinde attığı şut kadar faul atan Malone’un, çok uzun yıllar bu kategoride zirveyi kimseye kaptırmayacağı bir gerçek.
KARİYERİNDE EN FAZLA FAUL ATIŞI SOKAN OYUNCU
Karl Malone’un 2000-01 sezonunda Moses Malone’u geride bırakarak ilk sırayı aldığı bu kategoride de büyük üstünlüğü bulunmakta. Şu anda 9.145 ile NBA tarihinde faul atışı isabetinde 9.000 rakamını geçen tek oyuncu olan Karl Malone’un arkasında 8.531 ile Moses Malone, 7.694 ile Oscar Robertson, 7.160 ile Jerry West ve 7.061 ile Michael Jordan yer almakta.
KARİYERİNDE EN FAZLA ÜÇ SAYILIK ATIŞ KULLANAN OYUNCU
Üç sayılık atışların NBA’de kullanılmaya başlandığı 1979-80 sezonundan bu yana en fazla üçlük kullanan oyuncu 5.536 ile Reggie Miller. 15 yıllık NBA kariyeri boyunca 5 kez All-Star olmayı başaran Miller bu kategoride 1999-00 sezonunda eline geçirdiği liderliği açık ara sürdürmekte. Miller’ın en yakın takipçisi ise 4.314 ile Tim Hardaway. Uzun süre bu kategoride zirvede yer alan Dale Ellis ise 4.226 ile 3.sırada.
KARİYERİNDE EN FAZLA ÜÇ SAYILIK ATIŞ SOKAN OYUNCU
2 sene evvel NBA tarihinde 2.000. üç sayılık atışını sokarak bu dalda bir ilke imza atan Reggie Miller şu anda 2.217 ile bu kategoride de zirvede. Miller’ı 1.719 ile Dale Ellis takip ederken, Tim Hardaway 1.531 ile 3., Glen Rice 1.453 ile 4. ve Dan Majerle 1.360 ile 5. sırada. NBA tarihinin en büyük üçlükçülerinden olan Larry Bird ise 649 ile bu kategoride ilk 25 arasında bile yok. Bu da NBA basketbolunda üçlük atışların 80’li yıllardan günümüze ne kadar değer kazandığının ufak bir göstergesi.
KARİYERİNDE EN FAZLA RİBAUND ALAN OYUNCU
Bu kategorinin zirvesinde belki de NBA tarihinde hiçbir zaman geçilemeyecek olan Wilt Chamberlain yer almakta. Lig tarihinde 11 kere ribaund krallığına ulaşan Chamberlain 23.924 ile bu kategoride ilk sırada. En yakın takipçisi ise 21.620 ile Chamberlain’le aynı dönemde yer almasına rağmen 4 ribaund krallığı bulunan ve onun en büyük rakibi olan Bill Russell. Bu 2 efsanevi oyuncunun ardında 17.440 ile Karem Abdul-Jabbar yer alıyor. Aktif oyuncular arasında Karl Malone 13.973 ile 9., Hakeem Olajuwan ise 13.748 ile 11.sırada. 7 kere ribaund krallığına ulaşan uçuk Dennis Rodman ise 11.954 ile ancak 18.’likte. Geçen sezon 10.000 ribaund barajını geçen Dikembe Mutombo ise 10.317 ile 28.sırada. Bu sezon 11 ribaund aldığı taktirde 10.000 barajını yakalayacak David Robinson ise 9.989 ile 30.sırada. Bu arada günümüzün devi Shaquille O’ Neal ise 10.sezonunu tamamladığı ligde 8.270 ile 45.sırada. Son olarak Chamberlain’in kariyerindeki 10.NBA sezonunda 19.112 ribaund’a ulaştığını belirteyim.
KARİYERİNDE EN FAZLA ASİST YAPAN OYUNCU
Asist kategorinin tartışmasız en büyük ismi bu sezon NBA’de 19.yılına giren John Stockton. Geçen 18 yılda 9 kere ligin asist krallığına ulaşan Stockton, 15.177 asist ile, ikinci sıradaki Magic Johnson’a 5.000’in üzerinde fark atmış durumda. Stockton’dan önce 4 kere ligin asist krallığına ulaşan ama HIV virüsü sebebi ile basketbola erken veda eden Magic Johnson 10.141 ile NBA tarihinde 10.000 asist barajını geçen sadece 2 oyuncudan biri. Sıralamada 3.sırada 9.887 ile başka bir efsane Oscar Robertson yer almakta. NBA tarihinde 6 kez asist krallığına ulaşan ve bir sezonu triple-double ortalaması ile tamamlayan tek oyuncu olan ‘ The Big O ’ Robertson aynı zamanda NBA tarihinin en fazla triple-double gerçekleştiren oyuncusu da. Listenin 4.sırasında yer alan Mark Jackson’ın ise 9.840 asisti bulunmakta. 1996-97 sezonunda ligin asist krallığına ulaşan Jackson, bu sezon Stockton’ın Utah’ın da forma giyecek ve 48 asist sonra sıralamada 3.sıraya çıkacak. Bu kategoride 9.061 asist ile Isiah Thomas 5.sırada. 12 yıllık NBA kariyerinde 8 kez asist krallığına ulaşan başka bir efsane Bob Cousy ise 6.955 ile 11.sırada. Aktif oyuncular arasında 3 kez asist krallığına ulaşan Jason Kidd ise 5.409 ile sıralamada 30., Michael Jordan ise 5.322 ile 31. Son olarak NBA tarihinde 5000 asist barajını geçen sadece 38 oyuncu olduğunu belirtelim. Aktif oyuncular arasında bu baraja en yakın oyuncu ise 4.909 ile Nick Van Exel.
KARİYERİNDE EN FAZLA TOP ÇALAN OYUNCU
John Stockton’ın açık ara önde olduğu bir diğer kategoride top çalma kategorisi. 2 kere ligin top çalma krallığına ulaşan Stockton toplamda da 3.128 ile en yakın rakibi Michael Jordan’ın 737 top çalma önünde lider durumda. 3 kere ligin top çalma kralı olan Jordan 2.391 ile 2., uzun bir süre bu kategoride ilk sırada bulunan Maurice Cheeks ise 2.310 ile 3.sırada. Clyde Drexler’ın 2.207 ile 4., Scottie Pippen’ın 2.181 ile 5. Hakeem Olajuwan’ın 2.162 ile 6.sırada bulunduğu listede NBA tarihinde 3 kere top çalma kralı olan ve bir sezonda 300 top çalmayı geçen yek oyuncu olan Alvin Robertson ise 2.112 ile 7.sırada. Geçen sezon NBA tarihinde 2.000 top çalma barajını geçen 9.oyuncu olan Gary Payton ise 2.014 top çalma ile 9. sırada. Aktif oyuncular arasında 2000 barajına en yakın oyuncu 1.899 ile Karl Malone.
KARİYERİNDE EN FAZLA BLOK YAPAN OYUNCU
Houston Rockets’ta 17 sezon geçirerek neredeyse takımla özdeşleşen fakat geçen sezon Toronto’da oynamak zorunda kalan Hakeem Olajuwan 3.830 blok ile NBA tarihinin en fazla blok yapan oyuncusu. 3 kez ligin blok krallığına ulaşan Olajuwan, yeni sezonda sakatlığından dolayı oynayamayacak ve belki de kariyerine son noktayı koyacak. Bu kategoride 2.sırada 3.189 blok ile Kareem Abdul-Jabbar yer almakta. 3.sırada ise 3.064 blok ile ‘beyaz buz adam’ Mark Eaton var. Eaton’ın bir sezonda 400 blok sınırını geçebilen tek oyuncu olduğunu ve Jabbar ile birlikte 4 kez blok kralı olan 2.oyuncudan biri olduğunu belirteyim. Listede ard arda sıralanan Patrick Ewing, David Robinson ve Dikembe Mutombo 3.000 blok barajına en yakın oyuncular. Bu 3 oyucunun sırasıyla blok rakamları 2.894, 2.843 ve 2.836. Bu arada NBA tarihinde 3000 blok sınırını aşabilen sadece 3, 2.000 blok sınırını geçebilen ise sadece 11 oyuncu var. Böbrek rahatsızlığı nedeni ile bu sezon oynayamayacak olan Alonzo Mourning 1.883 blok ile 2.000 blok sınırına en yakın oyuncu. Shaq ise 1.777 blok ile sıralamada 14.
Ribaund krallığının zirvesinde yer alan Wilt Chamberlain ve Bill Russell’ın bu kategoride ilk sıralarda olmamalarının nedeni ise dönemlerinde blok istatistiğinin tutulmaması. Eski kasetlerden rahatlıkla her maç 7-8 hatta 10 blok yaptıkları görülen bu oyuncuların dönemlerinde şayet blok istatistikleri tutulsaydı, şu anda sıralamada erişilmesi güç rakamlarla lider olacaklardı.
PLAYOFF
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA MAÇTA YER ALAN OYUNCU
Normal sezonunda olduğu gibi Playoff’larda da üst sıralarda sürekli Kareem Abdul-Jabbar ismi yer almakta. 237 playoff maçında oynayan Kareem Abdul-Jabbar’ın bu kategoride ilk sıradaki yeri oldukça sağlam. Çünkü en yakın takipçisi Scottie Pippen 204’de kalmış durumda. Danny Ainge 193 ile 3., Magic Johnson’ın 190 maçla 4.sırada yer aldığı listede Michael Jordan 179 maçla 8., John Stockton ise 177 maçla 9.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA DAKİKA OYUNDA KALAN OYUNCU
Tabi ki Kareem Abdul-Jabbar yine en üst sırada. 8.851 dakika ile ilk sıradaki Jabbar’ı 8.030 dakika ile Scottie Pippen izliyor. Sıralamada Michael Jordan 7.474 dakika ile 6., Karl Malone 6.918 ile 8.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA SAYI ATAN OYUNCU
Playoff’larda oynadığı maç sayısı olarak Kareem Abdul-Jabbar’ın 58 maç gerisinde kalan Michael Jordan, sayı kategoride ise Jabbar’ı geride bırakmayı başardı ve 1998 playoff’larında 5.987 ile ilk sıraya yükseldi. Jabbar’ın 5.762 sayılık rekorunu kimsenin geçemeyeceği düşünülüyordu ama Jordan oynadığı 179 playoff maçında 33.4’lük sayı ortalamasını tutturdu ve bu rekoru tarihe gömdü. Jordan büyük bir ihtimalle kariyerindeki bu son sezonunda şayet Washington playoff’lara kalırsa 13 sayı sonra 6.000 sayıya ulaşıp NBA tarihinde bu sınırı geçen ilk oyuncu olacak. Bu kategoride aktif oyunculardan Karl Malone 4.421 sayı ile 4., Scottie Pippen 3.619 sayı ile 10. sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA ŞUT KULLANAN OYUNCU
Michael Jordan’ın, 4.497 ile Jabbar’ı geride bıraktığı bu kategoride 4.000 barajını geçen oyuncu sayısı da sadece 2. 3.sırada bulunan Karl Malone 3.466, 4.sırada bulunan Jerry West’in 3.460 şutu bulunmakta.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA ŞUT SOKAN OYUNCU
Jordan’ın Kareem Abdul-Jabbar’ı yakalayamadığı bu kategoride, Jabbar 2.356 ile ilk sırada, Jordan 2.188 ile 2.sırada. Bu 2 oyuncunun ardında 1.622 ile Jerry West, 1.611 ile Karl Malone ve 1.504 ile Hakeem Olajuwan yer almakta. Shaquille O ’ Neal ise 1.355 ile 10.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA FAUL ATIŞI KULLANAN OYUNCU
Michael Jordan 1.766 ile bu listede de zirvede. Jordan’ı 1.627 ile Wilt Chamberlain, 1.611 ile Karl Malone takip etmekte. Shaquille O ’ Neal 1.503 ile 5., Jabbar ise 1.419 ile 6. sırada. Bu listede ONeal ve Chamberlain’in üst sıralarda olmasının sebebi ise çok kötü yüzde ile faul atışı sokmaları.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA FAUL ATIŞI SOKAN OYUNCU
Faul atışlarında yüksek bir yüzde sayılabilecek %82.8’i tutturan Michael Jordan 1.463 ile bu kategoride en yakın rakibinin 250 sayı önünde ilk sırada. Jordan’ı 1.213 ile Jerry West takip etmekte. Karl Malone ise 1.193 ile 3.sırada. %52.4’lük kötü faul atışı yüzdesi ile sürekli faule mahuruz kalan Shaquille O ’ Neal ise 787 ile sıralamada 9. O ’ Neal’dan da kötü faul atışı yüzdesi olan (%46.5) Wilt Chamberlain ise 757 ile 12.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA ÜÇ SAYILIK ATIŞ KULLANAN OYUNCU
Bu kategoride Reggie Miller’ı normal sezonda olduğu gibi playoff’larda da zirvede görmekteyiz. 665 üç sayılık deneyen Miller’ın ardında 651 ile Scottie Pippen 2., 513 ile Dan Majerle 3.sırada. Geçen sene Sacramento potasına çok kritik bir üçlük göndererek serinin gidişatını değiştiren Robert Horry ise 507 ile 4.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA ÜÇ SAYILIK ATIŞ SOKAN OYUNCU
Playoff’larda 200 üç sayı başarısına ulaşan tek oyuncu olan Reggie Miller 271 ile bu listede açık ara önde. Miller’ın en yakın takipçisi 197 ile Scottie Pippen. Robert Horry ise 189 ile 3.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA RİBAUND ALAN OYUNCU
NBA tarihinin en büyük iki ribaundçusu Bill Russell ve Wilt Chamberlain’in ilk iki sırayı paylaştığı kategoride ilk sırada 4.104 ile Russell, 2.sırada ise 3.913 ile Chamberlain yer almakta. Jabbar’ın 2.481 ile 3.sırada yer aldığı kategoride Karl Malone ise 1.843 ile 4., Dennis Rodman 1.676 ile 9. ve Hakeem Olajuwan 1.621 ile 10.sırada.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA ASİST YAPAN OYUNCU
Regular sezon’da asist kategorisinde Magic Johnson’ı yakalayıp büyük farkla geride bırakan John Stockton, playoff’larda ise Magic’in yanına bile yaklaşamamış durumda. Magic’in 2.346 asistine, Stockton 1.813 ile karşılık vermiş durumda. Bu 2 oyuncunun bu kategoride ne kadar üstün olduklarını 3.sıradaki Larry Bird’e (1.062 asist) yaptıkları büyük farktan anlayabilirsiniz. Bu arada sıralamada Scottie Pippen 1.035, Michael Jordan 1.022 ve Dennis Johnson 1.006 ile sıralanmaktalar.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA TOP ÇALAN OYUNCU
Scottie Pippen, Michael Jordan’ın basketbola ara vermesi ile bu kategoride onu geride bıraktı ve 395 top çalma ile ilk sıraya oturdu. Jordan 376 ile 2., Magic Johnson ise 358 ile 3.sırada. Playoff’larda 300 top çalma barajını geçen 4.oyuncu ise 330 ile John Stockton.
PLAYOFF KARİYERİNDE EN FAZLA BLOK YAPAN OYUNCU
Kareem Abdul-Jabbar’ın henüz geçilmediği bir listede playoff blok kategorisi. Jabbar 476 blok ile zirvede, Hakeem Olajuwan 472 ile 2., Robert Parish’in 309 ile 3.sırada. Aktif oyunculardan David Robinson 281 ile 6., Shaquille O ’ Neal 279 ile 7.sırada bulunuyor.
KARİYERİNDE (NORMAL SEZON VE PLAYOFF TOPLAMI) EN FAZLA TRİPLE-DOUBLE YAPAN OYUNCU
Daha evvel de belirttiğim gibi NBA tarihinde bir sezonu triple-double ortalaması ile tamamlayan tek oyuncu olan Oscar Robertson, 178 ile kariyerinde en fazla T-D yapan oyuncu sıralamasında birinci. NBA ligindeki 2.sezonunda (1961-62) 30.8 sayı, 12.5 ribaund ve 11.4 asist ortalamalarını tutturan ‘ The Big O’ Robertson’ın ilk 5 sezonundaki toplam sayı, ribaund ve asist ortalamaları da her kategoride çift haneliydi (30.3 sayı, 10.4 ribaund ve 10.6 asist).
Bu kategoride 2.sırada bulunan Magic Johnson’ın 138, 3.sırada bulunan Wilt Chamberlain’in 74 ve 4.sırada bulunan Larry Bird’ün 59 T-D’ı var. Aktif oyuncular arasında triple-double denince akla ilk gelen Jason Kidd 8 sezon sonunda (615 maçta) 49 T-D ile listede 5. sırada. 6.sırada bulunan Lafayette ‘ Fat’ Lever’in 42, 7.sırada bulunan Michael Jordan’ın ise 30 T-D’ı var.
KARİYERİNDE QUADRUPLE-DOUBLE YAPAN OYUNCULAR
NBA tarihinde bir maçta 4 kategoride çift haneli sayıya ulaşan sadece 4 oyuncu bulunmakta. Aslında blok ve top çalma kategorileri 1973-74 yılından sonra tutulmaya başlandığı için daha önceki sezonlarda bir çok maçta bazen 4 bazen 5 kategoride de çift haneye ulaştığı düşünülen Wilt Chamberlain, Bill Russell ve Oscar Robertson’ın rakamları ne yazık ki mevcut değil. 1968’de 24.3 sayı, 23.8 ribaund, 8.6 asist ortalamaları ile sezonu tamamlayan ve bir çok maçta 10’un üstünde blok yapan Chamberlain ve 1967’de 13.3 sayı, 21.0 ribaund, 5.8 asist ortalamaları ile oynayan ve maçlarda 10 blok hatta ve yanında 10 top çalma yapan Russell’ın istatistikleri olsaydı quadruple-double sayıları herhalde her sezon 10-15’in üzerinde olurdu.
NBA tarihinde kayıtlı ilk quadruple-double’ı gerçekleştiren Nate Thurmond’da bu başarıya ulaştığında 33 yaşındaydı! Yani daha evvelki sezonlarda O’da bu başarıya bir çok kez ulaşmıştı. Tabi bu dönemle eski dönemi karşılaştırmak aslında çokta mantıklı değil. Çünkü günümüz basketbol oyun tarzı, oyun düşüncesi ile eski dönem basketbolu arasında çok büyük farklar var. Neyse masalı bırakıp gerçeklere dönelim ve size NBA tarihinde Quadruple Doubles gerçekleştiren 4 oyuncuyu ve bu oyuncuların o maçtaki rakamlarını vereyim.
Nate Thurmond (Chicago-Atlanta maçında, 18.10.1974) 22 sayı, 14 ribaund, 13 asist ve 12 blok;
Alvin Robertson (San Antonio-Phoenix maçında, 28.02.1986) 20 sayı, 11 ribaund, 10 asist ve 10 top çalma;
Hakeem Olajuwon (Houston-Milwaukee maçında, 29.3.1990) 18 sayı, 16 ribaund, 10 asist ve 11 blok;
David Robinson (San Antonio-Detroit maçında, 17.2.1994) 34 sayı, 10 ribaund, 10 asist ve 10 blok.
KARİYERİNDE TRİPLE DOUBLE-DOUBLE YAPAN OYUNCU
NBA tarihinde bir maçta 3 kategoride 20 üzerinde rakamlara erişen tek oyuncu Wilt Chamberlain’dır. Chamberlain Philadelphia forması altında 2 Şubat 1968’de Detroit’e karşı 22 sayı, 25 ribaund ve 21 asist üreterek inanılmaz bir triple doube gerçekleştirmiştir.
REKORLAR
REGULAR (NORMAL) SEZON
BİR SEZONDA EN FAZLA MAÇ OYNAMA
88 Walt Bellamy (New York, Detroit; 1968-69)
87 Tom Henderson (Atlanta, Washington; 1976-77)
BİR SEZONDA EN FAZLA DAKİKA
3.882 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1961-62)
3.836 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1960-61)
BİR SEZONDA EN FAZLA DAKİKA ORTALAMASI
48.5 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1961-62)
47.8 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1960-61)
BİR MAÇTA EN FAZLA DAKİKA
69 Dale Ellis (Seattle-Milwaukee, 9 Kasım 1989) (5 uz.)
68 Xavier McDaniel (Seattle-Milwaukee, 9 Kasım 1989) (5 uz.)
BİR SEZONDA EN FAZLA MAÇTA 48 DAKİKA OYUNDA KALMA
79 maç Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1961-62)
KARİYER SAYI ORTALAMASI
31.0 Michael Jordan (Chicago, Washington; 990 maç: 30.652)
30.1 Wilt Chamberlain (Philadelphia, San Francisco, Los Angeles; 1.045 maç: 31.419)
27.6 Shaquille O ’ Neal (Orlando, L.A.Lakers; 675 maç: 18.634)
27.4 Elgin Baylor (Minneapolis, L.A.Lakers; 846 maç: 23.149)
27.0 Jerry West (L.A.Lakers; 932 maç: 25.192)
26.9 Allen Iverson (Philadelphia; 405 maç: 10.908)
BİR SEZONDA EN FAZLA SAYI
4.029 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1961-62)
3.586 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1962-63)
3.041 Michael Jordan (Chicago, 1986-87)
BİR SEZONDA EN YÜKSEK SAYI ORTALAMASI
50.4 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1961-62)
44.8 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1962-63)
38.4 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1960-61)
KARİYERİNDE EN FAZLA 50 SAYI BARAJINI GEÇEN OYUNCU
118 Wilt Chamberlain (Philadelphia, San Francisco, Los Angeles)
38 Michael Jordan (Chicago, Washington)
18 Elgin Baylor (Minneapolis, L.A.Lakers)
BİR SEZONDA EN FAZLA 50 SAYI BARAJINI GEÇEN OYUNCU
45 Wilt Chamberlain (Philadelphia,1961-62)
KARİYERİNDE EN FAZLA 40 SAYI BARAJINI GEÇEN OYUNCU
271 Wilt Chamberlain (Philadelphia, San Francisco, Los Angeles)
206 Michael Jordan (Chicago, Washington)
87 Elgin Baylor (Minneapolis, L.A.Lakers)
BİR SEZONDA EN FAZLA 40 SAYI BARAJINI GEÇEN OYUNCU
63 Wilt Chamberlain (Philadelphia,1961-62)
52 Wilt Chamberlain (Philadelphia,1962-63)
37 Michael Jordan (Chicago, 1986-87)
BİR MAÇTA EN FAZLA SAYI
100 Wilt Chamberlain (Philadelphia-New York, 2 Mart 1962)
78 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Los Angeles, 8 Aralık 1961) (3 uz.)
73 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Chicago, 13 Ocak 1962)
73 Wilt Chamberlain (San Francisco-New York, 16 Kasım 1962)
73 David Thompson (Denver-Detroit, 9 Nisan 1978)
BİR DEVREDE EN FAZLA SAYI
59 Wilt Chamberlain (Philadelphia-New York, 2 Mart 1962)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA SAYI
33 George Gervin (San Antonio-New Orleans, 9 Nisan 1978)
BİR UZATMADA EN FAZLA SAYI
14 Butch Carter (Indiana-Boston, 20 Mart 1984)
KARİYER RİBAUND ORTALAMASI
22.9 Wilt Chamberlain (Philadelphia, San Francisco, Los Angeles; 1.045 maç: 23.924)
22.5 Bill Russell (Boston; 963 maç: 21.620)
16.2 Bob Pettit (Milwaukee, St.Louis; 792 maç: 12.849)
BİR SEZONDA EN FAZLA RİBAUND
2.149 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1960-61)
BİR SEZONDA EN YÜKSEK RİBAUND ORTALAMASI
27.2 Wilt Chamberlain (Philadelphia, 1960-61)
BİR MAÇTA EN FAZLA RİBAUND
55 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Boston, 24 Kasım 1960)
51 Bill Russell (Boston-Syracuse, 5 Şubat 1960)
BİR DEVREDE EN FAZLA RİBAUND
32 Bill Russell (Boston-Philadelphia, 16 Kasım 1957)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA RİBAUND
18 Nate Thurmond (San Francisco-Baltimore, 28 Şubat 1965)
KARİYER ASİST ORTALAMASI
11.2 Magic Johnson (L.A.Lakers; 906 maç: 10.141)
10.7 John Stockton (Utah; 1.422 maç: 15.177)
9.5 Oscar Robertson (Cincinnati, Milwaukee; 1.040 maç: 9.887)
BİR SEZONDA EN FAZLA ASİST
1.164 John Stockton (Utah, 1990-91)
BİR SEZONDA EN YÜKSEK ASİST ORTALAMASI
14.5 John Stockton (Utah, 1989-90)
BİR MAÇTA EN FAZLA ASİST
30 Scott Skiles (Orlando-Denver, 30 Aralık 1990)
29 Kevin Porter (New Jersey-Houston, 24 Şubat 1978)
BİR DEVREDE EN FAZLA ASİST
19 Bob Cousy (Boston-Milwaukee, 27 Şubat 1959)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA ASİST
14 John Lucas (San Antonio-Denver, 15 Nisan 1984)
KARİYER TOP ÇALMA ORTALAMASI
2.71 Alvin Robertson (San Antonio, Milwaukee, Detroit, Toronto; 779 maç: 2.112)
2.63 Michael Ray Richardson (New York, Golden State, New Jersey; 556 maç: 1.463)
2.42 Michael Jordan (Chicago, Washington; 990 maç: 2.391)
BİR SEZONDA EN FAZLA TOP ÇALMA
301 Alvin Robertson (San Antonio, 1985-86)
BİR SEZONDA EN YÜKSEK TOP ÇALMA ORTALAMASI
3.67 Alvin Robertson (San Antonio, 1985-86)
BİR MAÇTA EN FAZLA TOP ÇALMA
11 Larry Kenon (San Antonio-Kansas City, 26 Aralık 1976)
11 Kendall Gill (New Jersey-Miami, 3 Nisan 1999)
BİR DEVREDE EN FAZLA TOP ÇALMA
8 (11 oyuncu bu başarıyı elde etti)
Quinn Buckner, Fred Brown, Gus Williams, Eddie Jordan, Dudley Bradley, Rob Williams, Fat Lever, Michael Jordan, Clyde Drexler, Doug Christie ve Michael Finley.
BİR PERİYOTTA EN FAZLA TOP ÇALMA
8 Fat Lever (Denver-Indiana, 9 Mart 1985)
KARİYER BLOK ORTALAMASI
3.50 Mark Eaton (Utah; 875 maç: 3.064)
3.38 Dikembe Mutombo (Denver, Atlanta, Philadelphia; 840 maç: 2.836)
3.34 Manute Bol (Washington, Golden State, Philadelphia, Miami; 624 maç: 2.086)
BİR SEZONDA EN FAZLA BLOK
456 Mark Eaton (Utah, 1984-85)
BİR SEZONDA EN YÜKSEK BLOK ORTALAMASI
5.56 Mark Eaton (Utah, 1984-85)
BİR MAÇTA EN FAZLA BLOK
17 Elmore Smith (Los Angeles-Portland, 28 Ekim 1973)
BİR DEVREDE EN FAZLA BLOK
11 Elmore Smith (Los Angeles-Portland, 28 Ekim 1973)
11 George Johnson (San Antonio-Golden State, 24 Şubat 1981)
11 Manute Bol (Washington-Milwaukee, 12 Aralık 1985)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA BLOK
8 Manute Bol (Washington-Milwaukee, 12 Aralık 1985)
8 Manute Bol (Washington-Indiana, 26 Şubat 1985)
8 Dikembe Mutombo (Philadelphia-Chicago, 1 Aralık 2001)
8 Erick Dampier (Golden State-L.A.Clippers, 17 Nisan 2002)
PLAYOFF
KARİYER SAYI ORTALAMASI
33.4 Michael Jordan (Chicago; 179 maç: 5.987)
30.3 Allen Iverson (Philadelphia; 45 maç: 1.363)
29.1 Jerry West (L.A.Lakers; 153 maç: 4.457)
28.2 Shaquille O ’ Neal (Orlando, L.A.Lakers; 124 maç: 3.497)
BİR SERİDE EN YÜKSEK SAYI ORTALAMASI
46.3 Jerry West (Los Angeles-Baltimore, 1965)
45.2 Michael Jordan (Chicago-Cleveland, 1988)
45.0 Michael Jordan (Chicago-Miami, 1992)
BİR MAÇTA EN FAZLA SAYI
63 Michael Jordan (Chicago-Boston, 20 Nisan 1986) (2 uz.)
61 Elgin Baylor (Los Angeles-14 Nisan 1962)
56 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Syracuse, 22 Mart 1962)
56 Michael Jordan (Chicago-Miami, 29 Nisan 1992)
56 Charles Barkley (Phoenix-Golden State, 4 Mayıs 1994)
BİR DEVREDE EN FAZLA SAYI
39 Sleepy Floyd (Golden State-L.A.Lakers, 10 Mayıs 1987)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA SAYI
29 Sleepy Floyd (Golden State-L.A.Lakers, 10 Mayıs 1987)
BİR UZATMADA EN FAZLA SAYI
13 Clyde Drexler (Portland-L.A.Lakers, 29 Nisan 1992)
KARİYER RİBAUND ORTALAMASI
24.9 Bill Russell (Boston; 165 maç: 4.104)
24.5 Wilt Chamberlain (Philadelphia, San Francisco, Los Angeles; 160 maç: 3.913)
BİR SERİDE EN YÜKSEK RİBAUND ORTALAMASI
32.0 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Boston, 1967)
BİR MAÇTA EN FAZLA RİBAUND
41 Wilt Chamberlain (Philadelphia-Boston, 5 Nisan 1967)
BİR DEVREDE EN FAZLA RİBAUND
26 Wilt Chamberlain (Philadelphia-San Francisco, 16 Nisan 1967)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA RİBAUND
19 Bill Russell (Boston-Los Angeles, 18 Nisan 1962)
KARİYER ASİST ORTALAMASI
12.3 Magic Johnson (L.A.Lakers; 190 maç: 2.346)
10.2 John Stockton (Utah; 177 maç: 1.813)
BİR SERİDE EN YÜKSEK ASİST ORTALAMASI
17.0 Magic Johnson (L.A.Lakers-Portland, 1985)
BİR MAÇTA EN FAZLA ASİST
24 Magic Johnson (L.A.Lakers-Phoenix, 15 Mayıs 1984)
24 John Stockton (Utah-L.A.Lakers, 17 Mayıs 1988)
BİR DEVREDE EN FAZLA ASİST
15 Magic Johnson (L.A.Lakers-Portland, 3 Mayıs 1985)
15 Doc Rivers (Atlanta-Boston, 16 Mayıs 1988)
BİR PERİYOTTA EN FAZLA ASİST
11 John Stockton (Utah- San Antonio, 5 Mayıs 1994)
KARİYER TOP ÇALMA ORTALAMASI
2.16 Allen Iverson (Philadelphia, 45 maç: 97)
2.10 Michael Jordan (Chicago; 179 maç: 376)
1.94 Scottie Pippen (Chicago, Houston, Portland; 204 maç: 395)
BİR MAÇTA EN FAZLA TOP ÇALMA
10 Allen Iverson (Philadelphia-Orlando, 13 Mayıs 1999)
KARİYER BLOK ORTALAMASI
3.26 Hakeem Olajuwan (Houston, Toronto; 145 maç: 472)
2.84 Mark Eaton (Utah; 74 maç: 210)
2.81 David Robinson (San Antonio, 100 maç, 281)
BİR MAÇTA EN FAZLA BLOK
10 Mark Eaton (Utah-Houston, 26 Nisan 1985)
10 Hakeem Olajuwan (Houston-L.A.Lakers, 29 Nisan 1990)
Not: Veriler 2003-2004 sezonu öncesine aittir.
NBA terimleri sözlüğü
Airball: Şut çekildiğinde topun ne çembere, ne potaya değmemesi. Tribünde "yuh" veya "oha" tezahüratına yol açan şut!
Alley-oop pass: Rakip potaya yönelmiş bir oyuncuya atılan yüksek pas. Elemanın topu havada yakalayıp smaç atması yahut çemberin içine bırakması ile son bulduğunda daha da leziz olur ve asist sayılır. NBA'de bini bir para, bizde olunca jeneriğe girer.
Assist: Sayı pası.
Backcourt: Rakip sahada, yani hücumdayken defans sayılan oyuncular. Genellikle gardlar.
Backcourt violation: Hücum ederken geçtiniz takım halinde santrayı, rakip sahadasınız... Adamlar baskılı savunma yapıyor, topa hakim elemanı ikili sıkıştırmayla ketenpereye getirdiler, göğüsleriyle iteliyorlar gerisin geriye... Adam topu santranın gerisindeki kendi potasının olduğu sahaya değdirir/vurursa yahut topla temas halinde iken ayağını orta çizgiye veya arkasına basarsa, bunun adı "backcourt violation"dır. Statüsü, kategori itibarıyla "top kaybı"na girer, yapan adamın takımdaki statüsü de "itibar kaybı" olarak nitelendirilebilir.
Backdoor play: Top yüksek posttaki adama geçirilir. Savunmanın dikkati buna çekilmişken ters taraftan bir oyuncu kat eder ve ona pas çıkarıldığında açık şutla basket şansı bulur. (İsmet Badem çok sever bu lafı telaffuz etmeyi...)
Backup: İlk beşte yer alan pozisyonların birinde oynayan oyuncuların yedeği. (Örn. Backup PG: Yedek oyun kurucu.)
Ballhandling: Top hakimiyeti... Bunu iyi kıvıran elemanlara "ballhandler" sıfatı yakıştırılır. Adamın göğsü kabarır, havaya girer, varyasyon çekmeye başlar. Top kaybı yapmıyorsa demek ki ünvanı hakediyordur.
Bank shot: Panya tabir edilen, "backboard" yahut "glass" olarak da bilinen, çemberin ardındaki dik düzleme çarptırılarak atılan şut. Panyalı basket atma teşebbüsü.
Baseline: İki potanın arkalarında yer alan, sahanın bitiş çizgisi. "Endline" diye de bilinir ama kullanılmaz pek.
Bench: Yedekler.
Bounce pass: Yerden sektirilerek atılan pas. Baunspas dediğimiz... Arapaslarında çok elverişli bir stildir.
Box out: Ribaunt için avantaj sağlamak amacıyla, vücudunu kullanarak rakiple pota arasında pozisyon almak. "Baks koysana lan" denir ya!
Breaking ankles: Hayır efendim, bileği burkmak filan değil, atlamayın hemen aynalı sazan gibi! Şudur: Crossoverla rakibi geçerken adamı dağıtıp belini kırma hareketinin enbieycesi... (Yine Levent Koralp'ten...) Ben de örnek vereyim: Hani Mike'ın şu meşhur "the last shot"ını hatırlıyor musunuz? 98 finallerinde Jazz'i geberttiği şut... İşte o şuta kalkmadan önce Howard Eisley ya da Bryon Russell, hangisi tam çıkaramadım, o elemana çektiği numara.
Brick: Topun, basket olmakla alakasız biçimde ve sert şekilde panyaya yahut çembere çarpıp uzağa sekmesine yol açan dengesiz şut. (Bunları atanlara da "stone hand/taş elli" denir!)
Body up someone: Savunmada vücudu kullanmak. Faul yapmadan yahut hakemin görmeyeceği sümenaltı faullu hareketlerle ayılık etmek, matchup'ı canından bezdirmek, sindirmek.
Bunny: Markaj altında değil de son derece serbest pozisyonda atılan orta yahut kısa mesafeli, basket olması çok yüksek ihtimalli şut. "Snowbird" de denir. Kaçırana kötü bakılır. Rakip alay eder.
Bury: Orta/uzak mesafeli şutu gömmek. (Yani sayı olması.) "Drain" tabirini de kullanırlar yerine...
Butcher: Kelime anlamındaki gibi, aynen; kasap. Ayı gibi faul yapan oyuncu. (Flagrant foul çalarlar ya hani.) Örnek vereyim mi? Nah, alın: Benetti! Hatırladınız mı? Hani Zoff'lu, Bettega'lı efsanevi İtalya Milli Takımı'nın defans oyuncusu. Zaten lakabı da "Kasap" idi. "Top geçer adam geçmez" lafını hayatta idrak ettiğim şahıstır. Şimdi hemen "E Benetti filan diyorsun, hani futbol yasaktı bu sitede?" diye vızıldanmayın. Benetti'nin oynadığı, futbol filan değildi. Haydi, ikileyin.
Buzzer: Hani arada bir tezahüratı filan bölen "zıvaaaynk!" diye bir ses var ya, odur işte. Peki ne zaman çalar bu düdük? 24 saniye süresi bittiğinde, periyod bittiğinde ya da maç bittiğinde... Takımın bir, iki veya üç sayı gerideyse ve sen bu sesi duyduğunda top da hala elindeyse, tribünlerden o topu ne yapacağına dair bol miktarda öneri duyabilirsin! (buzzer beater: bu düdük çaldığında, "aman üzerimde kalmasın" diyerek şutu atmış olan oyuncunun, eğer top çemberden geçerse coşku içinde layık görüleceği kahramanlık payesi... Bunu becerme adetinde olan oyunculara "clutch player" da denir. Yani oyunun tansiyonun yüksek olduğu son anlarında, skor üretebilme kabiliyetine ve soğukkanlılığına sahip müstesna şahsiyet hesabı...)
Charging: Hücum faul.
Cheerleader (chick): Amigoluk yapan, yani molalarda ve devre arasında sahada cıbıl vaziyette danseden dişi. Ponpon kız. Hani İsmet Badem diyor ya; "Enderciğim sen bırak Allahaşkına saha avantajını filan da, şu kızları niye yakından göstermiyorlar?" İşte o kızlar!
Cherry picking: Savunmaya fazla takılmadan, rakip top kullandığında ufak ufak ileriye tüyerek, pası aldıktan sonra beleş sayı atmak. Bunu yapan, cherry picker! Pek sevilmiyor genellikle. (Levent Koralp'ten geldi)
Charity line: "Charity", hayır işi vs. demek. Deyim, serbest atış çizgisi için kullanılıyor. Faul atışları, kolay sayı bulma kaynağı olduğu için. Gelin görün ki Shaq, Ben Wallace gibi "stone hand" adamlara pek faydası dokunmuyor bu hayırsever çizginin!
Crash the boards: Bir uzun adamın pota altında dominant bir maç çıkarıp yüksek miktarda (20 civarı filan) ribaunt alması. Yahut elemanın bilmemkaçlık maçlık bir seri ya da ay veya sezon boyunca yüksek (mesela 13-15 filan) ribaunt ortalamasını yakalaması.
Coast-to-coast: Sahanın bir ucundan ötekine atılan pas yahut şut.
Crossover: Son derece mühim ve etkili bir driplingle adam geçme hareketi. Karşındaki savunmacının üzerine top sürerek giderken, sağından geçecekmiş gibi, topu da sağ eline alıp vücudunla oraya hamle edersin, eleman da geri geri kendi soluna gitmeye çalışır, ossaat aniden çapraz driplingle topu sola geçirip acar bir vücut çalımıyla elemanı dağıtır, ters tarafından geçer gidersin. Crossover'ı iyi olmayan, iyi gard/forvet olamaz. Kimdir bu hadiseye imza koyanlar? Tim Hardaway, MJ, Gary Payton, Stephon Marbury, Allen Iverson... Eskilerden Sidney Moncrief, Oscar Robertson, Earl Monroe.
Cut: E kat etmek işte, biliyorsunuz bunları!
Dead-ball foul: Top oyunda değilken ve saat işlemiyorken yapılan faul. Yoksa top patlamışken yapılan değil!
Death valley: Ölüm vadisi anlamına gelen bu dramatik terim, sahada basket kaydetmenin çok zor olduğu anlarda kullanılır. Genelde süper forvetler ve pivotlar arasında dişe diş ribaunt mücadelesinin filan geçtiği, ayı gibi savunmanın yapıldığı pota altları kastedilir. Bir de Las Vegas'a giderken Nevada'daki Mojave Çölü'nde yer alan Ölüm Vadisi vardır ki, konuyla hiçbir alakası yoktur, zaten turistik bir yerdir.
Deny the ball: Çok yakın ve sıkı savunma yaparak bir rakibin top almasına engel olmak. (Finaller; Tyronne Lue-Iverson... Hehe!)
Dipsy-doo: Top hakimiyeti yüksek, dripling ustası gardın fantaziye kaçıp top sürerken, pas verirken, fake atarken vs. varyasyon çekmesi, seyircinin gözüne girmesi ve koçun da gözüne batması!
Dish out: Asist yapmak. Dish, tabak demek, malum. Buna "out" preposition'ı ilave edilerek oluşturulan phrasal verb, (lan açıklayacağız derken iyice karıştırdık yahu, hale bak!) "tabakta sunmak" anlamında süper baba sayı pası vermildiğine işaret ediyor. Hani futbol geyiğinde "al da at" tabir edilen paslar var ya, ondan. Hatta Kukoc'un Bulls'daki ilk yılında, süper asistleri yüzünden lakabı "garson" olmuştu.
Double dribble: Eşşeklik. Topu sürüyorsun, tutuyorsun iki elinle, yine sürüyorsun. Steps oluyor. Top kaybı oluyor. Ayıp oluyor!
Double-team: İkili sıkıştırma. Topa hakim rakip oyuncuyu iki adamla birden savunmak. Geçen sezona kadar, alan savunması yasak olduğu için, topsuz adama ikili sıkıştırma yapılamıyordu çünkü "illegal defense" oluyordu. Artık o da serbest.
Downtown: Potaya çok uzak mesafe. Minimum, üç sayı arkının dışarısı... Eskiden bir NBA efsanesi vardı, Downtown Freddy Brown diye... Eleman orta saha civarından devamlı lambalardı şutlardı. Ki düşünün, o zaman üç sayı filan da yok! Bir de benzeri, benim favorim Pete "Pistol" Maravich.
Dribble: Dripling. Topu yerde sektirmek, sürmek. (Yuh artık!)
Dunk: Smaç. Slam, slam dunk, jam de deniyor.
Encore: NBA Action programının NBA terimi haline getirdiği bir tezahürat lafı. Anlamı: Bis... Yani; bi daha, bi daha!
Fast break: Hadi len! Bunu da bilmiyorsanız ne işiniz var lan sitede. Çıkın!
Field goal: Sahanın herhangi bir yerinden atılan basket. 2 sayı, 3 sayı da dahil. FG diye geçer hani.
Flagrant foul: Rakibe gereksiz ve sert faul yapmak. Hakemin yorumuna bağlı bir karar. Cezası ağır, imajı kötü.
Foul trouble: 6 faulle diskalifiye olmaya yaklaşmış, dolayısıyla daha dikkatli oynaması gereken oyuncu. Genelde 4 veya 5 faul yapmış olanlar bu kategoriye giriyor. Erken alınmışsa bazen 3 faul de olur.
Franchise: Takımla ligde mücadele eden organizasyonu en geniş anlamda tanımlayan sözcük. Örnek vereyim zira anlamı derin; mesela Lakers franchise'ı denince, Los Angeles Lakers değil, eskiden Minnesota'da kurulu, Minneapolis Lakers olarak NBA'de mücadele eden, ardından kent değiştirerek (relocation) Los Angeles'a taşınan takımın, geçmişinden bugüne tümü kastediliyor. "Franchise", bu anlamından hareketle, bazı dominant oyuncular için de kullanılabiliyor, "tek başına takıma bedel" anlamında, "franchise player" olarak. Şu anda Rockets'da oynayan Stevie "franchise" Francis'i kastetmiyorum. O daha öyle bir adam değil. Fakat mesela Kareem Abdul-Jabbar, gerçek bir "franchise player" idi, bugünlerde lakaplar biraz ucuzladı, o kadar. (Bir de "franchise-killer" deyimi var ki, gelecek vadedermiş formatına bürünüp baba bir uzun dönem kontrat yaptıktan sonra işleri seren, yan gelip yatan oyuncular için kullanılır. Mesela Vin Baker, Shawn Kemp, Glen Rice gibi elemanlar buna örnektir. O kontratla atamazsın, satamazsın, takas edemezsin. Salary cap'e çöreklenir, 4-5 yıl takımın içine eder bu adamlar.)
Free agent: Herhangi bir takımla kontratının süresi sona ermiş yahut ilgili maddeler kullanılarak kontratı kendisi, takım yahut komisyon tarafından iptal edilmiş oyuncu.
Frontcourt: Rakip sahada karşı potaya yakın oynayan elemanlar. Genellikle uzunlar, pivot ve forvetler.
Garbage time: (Günter Soydanbay'dan geldi) Bu arkadaşlardan çevrede bol miktarda bulunmakla birlikte pek faydalı oldukları söylenemez.
Misal vermek gerekirse, geçen seneki Kings'te Nick Anderson veyahut Final Four yaptığı sene Efes'teki Kareem Reid. Hatta bizim Mirsad da Knicks ve Bucks yıllarında işte tam bu tür bir adamdı. Bütün süperstarların bir adet garbage-time yedeği bulunur. Genelde yıldız oyuncu ortalığı kasıp kavurup "ben bir Gatorade içeyim" der (ki bu da, sonucu belli olmuş bir maçın sonlarına denk gelir), sonra bu arkadaşlarımız koçun emri ile oyuna dahil olurlar. Maçın kaderini değiştirecek zamanları ise havlu sallayarak veya benchte yanında oturan takım arkadaşı ile itişip kakışarak, hayvan şakası yaparak geçirirler.
Give-and-go: Futboldan verkaç olarak bildiğiniz hadise... Topu arkadaşına pas verip kat etme.
Glass cleaner: Ribaunt işinde ustalaşmış ve bu kategoride ortalaması yüksek eleman. Rodman olur, Jayson Williams olur... Yaşayanlardan Mutombo, zaten bu işin profesörüdür. Adamın ille uzun olması gerekmez. Marion gibi undersized elemanlardan da glass cleaner çıkabiliyor.
Goaltending: Hakemin, girmemiş olan bir şut için sayı kararı vermesi. Sebepleri, şut potaya doğru inişe geçmişken savunma oyuncusunun dokunması, panyadan sekmiş çembere giden bir topa temas (inişte olmasa bile) veya çemberin üzerindeki hayali silindirin içinde olan topa müdahale etme.
Gunner: Silahşor. Zırt pırt şut kullanan. Mesela Ivy, Stack vs.
Hand-checking: Savunmacının, defans yaptığı rakibe eliyle şarj uygulayarak pozisyonunu bozması. Elini ancak koyabilir, iter yahut çekerse, hand-checking violation, yani faul olur.
Hang time: Şut, smaç yahut turnike (drive) için sıçramış oyuncunun havada kalma süresi. (Jordan, Carter, Kobe gibilerinki hang hour da sayılabilir! Bir de hang over var ki, uzmanı bendenizim!)
High post: Serbest atış çizgisinin dolayları...
Home/road games: Home game, takımın kendi sahasında yaptığı maç demektir. Road game ise takım maç sonrasında salondan çıkıp eve giderken, yedeklerin "ula koç iki dakika sokmadı, hevesim kursağımda kaldı" diyerek yolda durup açık sahada çevirdikleri tek potadır. Yediremedik mi? Tamam o zaman, o da deplasman maçı demek.
Hook shot: Hukşat işte len. Çengel atış. Efe Aydan filan! Tanrısı da Kareem Abdul-Jabbar tabii.
Hoop: Çember. Argoda ise baskebol anlamında. Let's play hoops!
J: Cemşat.
Jump ball: Cembol. Hava atışı. Hakemin işin içinden çıkamadığında verdiği karar. Duruma göre santrada yahut yakın olduğu potanın faul çizgisi üzerinde vuku bulur.
Jump hook: Sıçrayarak hukşat. Yolunu bilirsen, blok yapılması imkansız şut.
Lane: Boyalı alan, üç saniye koridoru, bizdeki ampul! "Key" yahut "paint" diye de bilinir.
Larry Bird hakları: Bir takımda en az üç yıl oynayan oyuncunun o takımla tekrar anlaşmak için kazandığı ekstra kontrat ve ücret avantajları. Larry Bird haklarını alan oyuncu, NBA kuralları gereği, free-agent olduğunda eğer takımıyla tekrar anlaşırsa, başka takımlarla yapabildiğinden daha yüksek ücrete sözleşme imzalayabilir. Mesela kendi başına farklı bir takımla 4 yıllık sözleşme yaparsa, yıllık artış olarak maksimum yüzde 10 alabilir. Oysa Bird hakkını kazandığı takımla kontrat yenilerse, bu artış yüzde 12.5 olabiliyor. Yine Bird hakkıyla aynı takımla kontrat yenilerse süresi 7 yıl olabiliyor fakat başka takıma giderse maksimum 6 yıl için imzalayabiliyor. (Örn: Chris Webber, Allan Houston, Michael Finley gibi oyuncular bu off-season'da takımlarıyla, kazanmış oldukları Bird haklarını kullanarak maksimum süre ve/veya ücrete anlaşmalar yaptılar. Eğer sign-and-trade olmadan başka takıma gitselerdi, bu ücretleri/süreleri alamazlardı.) Bird hakkı kullanılarak kontrat yenilenen oyunculara verilen bu ekstra ücret ve yıllık artışlar, salary cap'e dahil edilmiyor. Bu kuralın çıkışıyla birlikte yararlanarak ilk kontrat yenileyen oyuncu Celtic Larry Bird olduğu için adı da öyle kaldı. Benzer şey, daha az bir ekstra ücret ve yıllık artış oranıyla, takımında iki yılını dolduranlar için "Early-Bird hakları" ismiyle de kullanılıyor. Fakat tabii iki yıl oynayıp Early-Bird haklarıyla kontrat yenilemektense oyuncu bir yıl daha direnip sonra Full-Bird haklarıyla maksinun sözleşme yapmayı tercih ediyor. Uzun oldu biraz, umarım değmiştir. Zira bunun zırt pırt sorulmasından bıktım usandım artık. Hayır, bir çok yazımda da anlatmıştım defalarca!
Layup: Turnike diye bildiğimiz hareketin sonunda topu çembere bırakmak. Fakat NBA'de layup'ın illa ki üçadımdan sonra olması gerekmiyor. Aldın asisti pota altında, zıpladın ve mesela finger roll yahut baby hook ile fileye emanet ettin, aha o da layup işte!
Loose-ball foul: Top hiçbir takımın kontrolünde değilken yapılan faul. Mesela ribaunt mücadelesinde veya boşta yuvarlanan topa koşarken...
Lottery: Playoffa giremeyen takımlar arasında çekilen ve draft ilk turundaki ön sıralarda kimin seçim yapacağını belirleyen kura. Sana çıktı mı, hakikaten büyük ikramiye... İyi kullanamadın mı, yıllar boyu alay konusu olursun. Mesela MJ, üçüncü sırada seçilmişti!
Low post: Potanın iki yanındaki bölgeler.
Money shot: Kendi şutunu yarattıktan yahut rahat top kullanabilecek yere tüyüp asisti aldıktan sonra basketi lambalamak. Daha ziyade üçlükler için söylenir.
Net: Bir New Jersey oyuncusu. Şaka len şaka! File... Çembere asılı olan.
Nothing but net: "Tuf" sesi çıkararak çembere değmeden giren şut. Deliksiz! Ortaokulda oynana malum oyunda iki sayı yerine geçer!
Outlet pass: Savunma ribaundu aldıktan sonra, fast break'e tüymekte olan, yarı sahada yahut daha da ilerideki bir arkadaşına pas atma. Pas eğer, çoktan rakip potaya yanaşmış bir elemana ve tek elle atılmışsa, "baseball pass" denir ve yukarıda izah ettiğim "coast-to-coast" terimi de geçerli olur.
Over the limit: Takımın bir periyodda dört faul limitini aşması. Ne olacak? Karşı takım artık her faulde serbest atış kullanacak.
Overtime: Oyunun uzatmaya gitmesi... Bir tanesi 5 dakika... Biri önde bitirene dek tekrarlanır! Yaa... Ben NBA'de dört uzatmaya giden maç görmüştüm. Fazlası var mı bilmem.
Palming: Dripling yaparken elini, topu avuçlayacak şekilde alta getirmek. Topu taşımak. Kepçe! Hani "Bilader al da eve götür bari" deriz ya... Steps oluyor yani!
Penalty situation: Over the limit ile aynı şey.
Pick: "Screen" de denir. Perdelemek. "Skrin koymak" deriz ya... Takım arkadaşının peşindeki rakip savunmacının koşuyoluna önceden gelip dikilmek. Hareketli olursan hücum faul çalınır, ona göre!
Picpocket: "Steal" diye de açıkladığımız top çalmanın, çaldıranı iyice yerin dibine batıran söylemi... Hani nasıl "steal" çalmak demek, "pickpocket" da yankesicilik anlamına geliyor zaten.
Pickup games: Antrenman maçları. Genelde tek pota. Çift de olur ve siyah adamların bunu üçe üç yaptıklarını bizzat gördüm, katılmışlığım dahi vardır. Sonrasında "siz kafayı yemişsiniz abi" dediydim.
Pick-and-roll: Pikenrol işte yaa... Stockton-to-Malone... Yıllardır yaptıkları hadise... Top süren arkadaşına perde koyup içeri devrilir, sonra onun pasını alıp şutu kullanırsın. İyi yapmışsanız, pası aldığında rahat şut atarsın, kazma değilsen sokarsın, sayı olur.
Pill: Hap demek ve top için kullanılır.
Player-control foul: Hücumdayken fakat şut kullanmıyorken yapılan faul. (Ne halt ediyorduysan o ara!)
Point guard: Nokta gözcü. Hade len, uğraştırmayın beni! Oyun kurucu. Pileymeykır! Ceysınkid.
Possession: Top hakimiyeti (kayıtlı ve de şartlıdır!)
Power forward: Uzun forvet. Hem sayı atıp hem ribaunt alan eleman. Krisvebır, Karlmalon.
Press: Basın. Yok yok şaka, çok yakın savunma yapmak. Baskı.
Pump fake: Şut atarken önce topu kaldırıp sonra geri çekip savunmacı rakibe aldatma vermek. Eleman yediyse ve zıpladıysa hemen tekrar şuta kalkarsın, o inerken sen yükselip topu kullanırsın. Hadisenin kralı, Maurice Lucas adlı NBA efesidir. Evet, yanlış yazmadım, efsanesi değil, efesi. Tanıyan bilir! (Bu terimde "fake" sözcüğü olmazsa o zaman manası felaket! Dilim varmaz yani.)
Putback: Çemberden dönen topu içeriye itelemek. "Tip in" de tabir edilen tamamlama hamlesi. (NBA'de eğer top çemberin üzerindeki hayali silindirin içindeyse, bunu yaptığında düdüğü duyar ve fakat skorbordda sayıyı göremezsin. Koçtan fırça yediğinde neyin ne olduğunu öğrenir, bir daha yapmazsın. FIBA'da ise silindir milindir yok.)
Quadruple-double: Dört kategoride birden iki basamaklı sayılara erişmek. Mesela 32 sayı, 16 ribaunt, 11 asist ve 10 blok. Hakeem'in yapmışlığı vardır, bir de Amiral. Başka bilmiyorum.
Rainbow: Uzaktan atılan bombeli şut. Tabii girerse...
Rainmaker: Karşılaşmanın son anlarında, gitti denilen maçı çok zor şartlar altında kullandığı bir şut ve muhtemelen üçlük bir basket ile çeviren, uzatmaya götüren yahut kazanan eleman. ("Muhtemelen" dedim zira eylemin daha heyecan verici, mucizevi versiyonları da mevcuttur. Örneğin 1999'da Larry Johnson'ın, son anda bir üçlük sokarken faule maruz kalması üzerine kıvırdığı "4 point play" gibi...)
Rebound: Çakarım iki tane, görürsün ribauntu. Dalga mı geçiyorsunuz be!
Rejection: Top kesme. Şapka! Refüze olursun, kendini kötü hissedersin.
Reverse: (Bizde) dripling esnasında aniden 360 derecelik dönüş yaparak karşıdaki savunmacıyı ekarte etmek. Dönüş tamamlandıktan sonra dripling, top dönüşten önceki tarafın aksi yönüne geçirilerek sürülmeye devam edilirse daha kıyak bi demarkaj elde edilir. NBA'de "spin move" diye tabir edilir. (reverse jam ve reverse layup diye terimlere de önayak olmuştur bu sözcük ki, ilki ters smaç, diğeri ise ters turnike olarak dilimizde mana bulur.)
Rim: Çember. Hulahop! "Çembere değebiliyon mu lan?"daki gibi...
Rock: Kaya anlamında, top için kullanılır.
Rookie: Çaylak adam. NBA'de ilk sezonunu oynayacak, oynamakta yahut henüz oynamış olan. Yaş baş önemli değil. İkinci sezondan gün aldın mı iş bitti, terfi ettin. Sınıfsal adını Draft'tene gelene devredersin. Geçen sezon kim vardı çaylak: Darius Miles, Kenyon Martin, Morris Peterson, Marc Jackson, Mike Miller... Şimdi kim var? Kwame Brown var, Eddie Curry var, Gasol var, Shane var. Oldu mu? (NCAA'de ilk yılını oynayanlara ise "freshman" deniyor. NBA terimi değil ama bilgi olsun.)
Run-and-gun: Ofans transition'a dayanan, takımın hızla hücuma çıkıp etkili şutörleriyle rakip savunma yerleşmeden sayı bulmasını ifade eden bir oyun tarzı terimi... (Kim böyle oynuyor? Bu aralar mesela Bucks, mesela Mavs, bir zamanlar Phoenix...)
Running jumper: Jumpshot'ın aksine, hareketli halde atılan şut... Mesela Reggie Miller pek güzel becerir bu işi... Baseline'dan drive eder, öne doğru adım atarken zıplayarak şutunu gönderir, faulü kesinleştirir ve basket-faul için de dua mırıldanır bir yandan.
Sag: Savunmada kendi adamını bırakıp ikili sıkıştırma için arkadaşına yardıma gitme.
Salary cap: Hehe, sanki burada anlatılır iki satırda. Onun için ayrı sayfa açacağız.
Screen: Pick dedik ya yukarıda. Perde. Kırlent!
Set shot: Hücum seti sırasında boş kalıp sıçramadan atılan şut. NBA'in ilk yıllarında kullanılan birşeydi, artık çok nadiren rastlanıyor. Esasen Sam Perkins dışında yapan kaldığını sanmıyorum.
Set someone up: Takım arkadaşına elverişli şut yahut sayı atma pozisyonu yaratmak. Kıyak no-look asistle olur, adamının peşindeki elemana screen'e takarak olur... İnsan yardım etmek istedikten sonra yolu çok!
Sharpshooter: Bir traş bıçağı markası değil. Boş bıraktığın an açık alandan genelde üçlükle cezayı kesen keskin nişancı şutör demek. Zamanında Steve Kerr, Dan Majerle, Glen Rice böyle adamlardı. Favorim ise Rex Chapman'dır.
Shoot the lights out: Her attığını sokmak. Abartmak, bokunu çıkartmak... "He's hot" veya "he's on fire" diye de tanımlanır. Bu formata giren adam, kariyerine muhtemelen 40-50 sayılık, torunlarına anlatacağı bir maç eklemek üzeredir.
Shot clock: Hücum süresi olan 24 saniye... Şutu çektin, çektin... Olmadı, ver topu rakibe.
Shooter's bounce: Şutun çemberden sektikten sonra girip sayı olması. Bunun genelde iyi şutörlerin başına geldiğine inanılır, hani para parayı çeker misali(!), o yüzden terimin adı böyle.
Sign-and-trade: Free-agent olan, yani kontratı biterek serbest kalan oyuncunun, son oynadığı takımla tekrar sözleşme imzalayarak derhal başka takıma takas edilmesi. Genelde, bu takımda en az üç yıl oynayarak Larry Bird haklarını kazanan oyuncuların, takım değiştirirken daha fazla paraya anlaşmaları için kullanılır. Bird hakkını alan oyuncu, NBA kuralları gereği, free-agent olduğunda eğer takımıyla tekrar anlaşırsa, başka takımlarla yapabildiğinden daha yüksek ücrete sözleşme imzalayabilir. Mesela kendi başına farklı bir takımla 4 yıllık sözleşme yaparsa, yıllık artış olarak maksimum yüzde 10 alabilir. Oysa Bird hakkını kazandığı takımla kontrat yenilerse, bu artış yüzde 12.5 olabiliyor. Gitmeye kararlı oyuncu bu yüzden kendi takımıyla tekrar anlaşıyor ve istediği takıma, alabileceği maksimum ücretli yeni kontratıyla takas ediliyor. Eski takımı da bu işten eli boş çıkacağına karşılığında salary cap dahilinde oyuncu almış oluyor. "Sign-and-trade"in 48 saat içinde yapılması gerekiyor.
Sixth man: İlk beşte yer almayan en baba yedek. Oyun ilk giren olması şart değil. En çok süre alan yedek. AaronMcKie, Hidayet filan... (İlaveten, nadide okur Celal Başer uyardı ki, bu terimin anlamı tek değil. "batug.com'da enbiey takımları hakkında yazılar yazan kardişlerimize verilen addır 6th Man" diyor Celal biladerim, doğru diyor, güzel diyor.)
Sky-hook: NBA'in tüm zamanlarda en çok sayı atan adamı efsane oyuncu, müstesna şahsiyet, iyi insan Kareem'in icat ettiği bir tür hukşat. Esasen hukşat da sayılmaz zira bu atışta kol, şuta adını veren çengel (hook) pozisyonunu pek almaz. Tek ayak üzerinde rakip potaya dönerek zıplarsın, İki elindeki topu vücuduna yakın yükseltirken tek ele geçirirsin, sonra kolun dimdik yukarıdayken bilek hareketiyle şutunu çekersin. Ne blok çabası işe yarar, ne double team...
(Ali Yıldız'dan ilave: Yapılabilmesi için gerekli ve yeter şart, fırıncı küreği boyutlarında kola ve ele sahip olmak - bkz. Kareem.)
Skywalk: "Havada yürüme" tadında sıçrama... Julius Erving babasıdır, MJ de amcası...
Steal: Top çalma. Faideli hırsızlık.
Stone hand: Ne kadar çalışıp didinse de iyi bir şut stili edinemeyen, dolayısıyla düşük isabet yüzdesine mahkum oyuncu. Kim mi? Evet evet, mesela o işte!
Sweep: Kelime anlamı süpürme. Playoff serisinde bir takımın rakibini hiç mağlup olmadan elemesi. İlk turda üçe, sonrakilerde dörde karşı sıfır yani. İtibarı yerle bir eder. Edilgen açıdan ayıp, etken açıdan günahtır!
Swingman: 2 veya 3 numarada yani skorer gard yahut kısa forvet mevkiinde oynayan, çok uzun boylu olmayan fakat son derece atletik, iyi sıçrayan, gerek jump shotları, gerekse etkili drive ve power movelarıyla sayı üreten elemanlar. Şimdikilerden Stackhouse olur, Derek Anderson olur, Kobe olur, Vince olur. MJ olmaz mı? Nah olmaz, tabii olur. Bir de mesela, Rex Chapman. Adamımdır (dı!)
Switch: Savunmadaki iki oyuncunun, tuttukları adamları değiştirivermesi... Bazen lazımdır, iyi yapmazsan rakibi kaçırırsın boşa, yersin basketi, yersin fırçayı!
Technical foul: Top oyunda veya değilken rakibe küfrettin, kavgaya girdin, yumruklaştın, topu yere hızla vurdun yahut rakibe, tribüne, hakeme fırlattın, hakemle dalaştın vs. Teknik faul çalınır. Takımın sahadaki tüm personeli de dahildir buna... Hem hanene bir faul yazılır, hem de para yahut maç cezası alabilirsin. Bkz. Rasheed Wallace, eskiler için Rodman!
Three-second violation: "3-in-the-key" diye de bilinir. Hücum oyuncusunun rakip pota önündeki boyalı alanda üç saniyeden fazla kalarak takımına topu kaybettirmesi. Bu yıldan itibaren, alan savunmasının serbest bırakılmasıyla birlikte, savunma yapan oyuncuya, kendi potasının önündeki boyalı alanda da, eğer bir rakibi bire bir savunmuyorsa, üç saniyeden fazla kalmama zorunluluğu getirildi.
360: Dripling yaparken yahut drive etmişken kendi etrafında tam dönüşle rakibi ekarte etmek. Spin de denir. Dominique Wilkins, havada tri***sti smaçların babasıydı. Nick "the quick" Van Exel da driplingte iyi becerir.
Tip-in: Çemberden sekmiş bir şutu içeriye iteleyip sayı yapmak.
Traffic: Hücumdayken, rakip oyuncuların oluşturduğu kalabalık bölge.
Trailer: Fast break'te, karşı potaya en önde giden oyuncuların ardından ikinci dalga olarak deli dana gibi gelen, geriye atılan bir pasla yahut top girmediğinde ribauntu almak/tamamlamak için avantajlı sayı pozisyonu yakalayan eleman.
Transition: Top hakimiyet değiştirdiğinde hücumdan defansa yahut defanstan hücuma geçiş. Mühim hadise. Başarı anahtarı.
Traveling: Walking diye de bilinir. Topu sürmeden adım atmak. Top taşımak. Steps. Yapma!
Triple-double: Üç kategoride birden iki basamaklı sayılara ulaşmak. Mesela 35 sayı, 12 ribaunt, 16 asist... Yapan adamlara da triple-double-man derler, all around (yani çok yönlü) oyuncu oldukları su götürmez. Bu aralar Jason Kidd'i, Grant Hill'i, Kevin Garnett'i, Chris Webber'ı filan biliyorsunuz ama zamanında Larry Bird'ün, Magic Johnson'ın triple-double ortalamalarla oynadığı 15-20 maçlık seriler vardı. Sezon ortalaması triple-double'a yakın adamlar geçmişte daha çoktu. Şimdiki yıldızlar iyice sünepe! (Derken, taze Efvan yazarımız Emre Yalçın'dan süper bir bilgi geldi ki; yeri de tam burası. Oscar Robertson -yani Big O- 1962 sezonunu 30.8 sayı, 12.5 ribaunt, 11.4 asistle oynamış. Yani 82 maçın ortalaması bu... Düşünün ki şu aralar, sezonda 8-10 t-d yapana triple-double man diye isim takıyorlar! Eyvallah Emre!)
Turnover: Top kaybı. Artık hücum faul mü yaptın, yanlış pas mı attın, driplingte kaptırdın mı, ne halt ettiysen... Top rakibin kontrolüne geçti ve sen tırsıyor, gözlerini koçtan kaçırıyorsun.
Turnaround jumper: Yakın savunmadaki rakibe sırtı dönük, driplingle yanaşma, tercihan pivotal movelar ile fake gösterip dönerek cemşata talkma. (Bu arada "jumper" da "J" veya "jump shot" yani cemşat demek.) Eğer bu hareket, rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak yapılırsa, o zaman turnaround fadeaway jumper olur. Savunmacının gardını dağıtan fakat çok zor bir harekettir. Hem kafa, hem fundamental, hem timing (zamanlama), hem müthiş atletizm, hem de yumuşak bilek gerektirir. Becerirsen üstüne adam olmaz. Beceren var mı? Jordan tabii... Hatırlamıyor musunuz ülen?
Veteran free agent: Çaylak sözleşmesinden çıkmış ve sonraki sözleşmesi de sona ermiş oyuncu...
Weak side: Sahanın, topun olmadığı bölümü.
White man's disease: Beyazların, siyahlar gibi sıçrama yeteneklerinin olmamasına atıf yapan bir deyim. (Buraya kadar yine Levent Koralp'ten.) Deyimi dilimize, "beyaz adam hastalığı" diye çeviriyoruz fakat bunu, kaz yanmasın diye yapmıyoruz. Zira "White Men Can't Jump" adlı filmin sonlarında, Woody de ortağı Wesley'ye bunun her zaman böyle olmadığını göstermiştir. "Aman be, o film!" diyor, itibar etmiyorsanız, Rex Chapman'ı da biliyorsunuz demektir. Zira kendisi, durduk yerde (fol yumurta yokken anlamında değil) yani şuta kalktığında 1 metre yükselebilen bir beyaz(dı.)
Zone: Alan savunması. Şimdiye dek yasaktı, zaten adı da "illegal defense"ti. Sanki yapanı karakola çekip içeri alıyorlarmış gibi... Artık serbest. Hadi bakalım.
Smaç Yarışması ( Slamdunk Contest )
Slam Dunk Terimleri
Wındmıll:Wındmıll adı verilen değirmen smaçlar,oyuncunun smacı vurmadan önce topu havada önce topu havada dairesel biçimde döndürmesi ile oluşur.Bu smaç tek elle yapılabildiği gibi çift elle yapılabilenleride mevcuttur.Ters değirmen(çoğu zaman çift e ile yapılır.)360 değirmen ve "Kiss The Rim"gibi bir çok versiyonu bulunmaktadır.Değirmensmacın belkide en iyi kullanıcısı Dominique Wilkins'tir.1988 ve 1990 Slam Dunk Şampiyonaları'nda yaptığı windmilller hala bir çok kişi tarafından hayranlıkla seyredilmektedir.Geçen senenin şampiyonu Josh Smith'de,Wilkins'in formasını giydikten sonra muazzam bir windmill smacı gerçekleştirmiştir.Hatta bize göre Wilkins'e göre daha güzelini yapmıştır ayrıca yine aynı yarışmada Smith faul çizgisinin bir adım içinde sandalye oturttuğu Kenyon Martin'in üstünden uçarken değirmen hareketini yaparak bir smaç daha gerçekleştirmiştir.360 değirmen smaca örnek olarak Vince Carter'ın 2000 yılında Slam Dunk Şampiyonası'nda yaptığı smacı gösterebiliriz."Kiss The Rimm"adı verilen smaç ise 1987 ve 1988'de Michael Jordan tarafından uygulanmıştır.
Tomahawk:Oyuncu smaca kalkarken topu da eliyle birlikte kafa hizasında daha yükseğe çıkarması ile başlar.Daha sonra kollarını dirsekten geriye doğru kırarak topu kafasının arkasına yani ensesine çeker ve sonrada ensesine kadar indirdiği topu kesme hareketi ile çok kuvvetli bir şekilde potanın içine vurur.Slam Dunk Şampiyonası'na katılmasada Shawn Marion'un maç içinde yaptığı sayısız smaç bu türe girer.Yarışmaya katılan yarışmacılar arasında ise yine Dominique Wilkins'in 1988'de panyaya çarptırdığı topa yaptığı tomahawkı ve 1995'te bunun çift ellisini gerçekleştiren Harold Miner'ı da bu smacı en iyi yapanlar arasında sayabiliriz.Tomahawk'ın başka bir versiyonu da "The Statue Liberty" adı verilen kesme hareketinin yapılmadığı smaçtır.Bu smaca örnek olarak 1987 şampiyonasında 360 derece dönerek Statue of Liberty'i gerçekleştiren Terence Stansbury'i gösterebiliriz.
Free Throw Line:Sizlerinde tahmin ettiği gibi bu smaç Nba'de potadan 15 feet,yani yaklaşık 4.5 metre uzakta olan serbest atış çizgisinde gerçekleştirilmektedir.Bu smaç ilk olarak 1976'daki Aba(American Basketball Association)tarafından düzenlenen Slam Dunk Şampiyonası'nda gerçekleştirilmiştir.Tüm yarışmacılar smaçlarını serbest atış çizgisinin bir kaç adım önünden gerçekleştirirken Dr. J yarı sahaya gelip koşmaya başladı ve serbest atış çizgisinden zıplayarak smacını yaptı.Erving 1976'nın dışında bu smacı 1984'te de gerçekleştirmiştir.D.r J dışında bu smacı en güzel ve en estetik gerçekleştiren oyuncu hiç kuşkusuz Michael Jordan'dır.Jordan 1985,1987 ve 1988 olarak katıldığı tüm şampiyonalarda bu smacı denemiş ve başarmıştır.1986'da Dominique Wilkins'in kardeşi Gerald Wilkins,1989'DA Clyde Drexler,1990'da Scootie Pippen,1996'da Brent Barry,2002'de Gerald Wallace ve 2005'te Josh Smith bu smacı yapanlar arasındadır.
Between The Leg:Sanırım bunun ne olduğunu anlatmamıza gerek yok.Çoğu kişi ilk olarak Vince Carter'ın 2000 Slam Dunk Şampiyonası'nda kuzeni Tracy Mcgrady'nin sektirdiği topu havada kapıp,bacak arasından geçirerek bastığı smacı hatırlar.Bu smaca en güzel örneklerden biridir,çoğu kişi tek ayakla sıçrayıp bu smacı gerçekleştirirken,oçift ayak zıplayarak başarıya ulaşmıştır.Carter'dan önce 1997'de Kobe smaca kalkarken bacaklarının arasından geçirerek bu smacı yapmıştır.1994'te ise Isiah Rider "East Bay Funk Dunk"olarak adlandırılan bacak arası smacı ile şampiyonluğa ulaşmıştır.2003'te Desmond Mason'un sağ eliye smaca kalkarmış gibi gösterip topu bacak arasından geçirdikten sonra sol eliyle bastığı smaç "İt-Right,Slam-İt-Left"diye adlandırılan smaç; Jason Richardson'un 2003'te yerde sektirdiği topu havada yakalayıp bacaklarının arasından geçirerek yaptığı ters smaç,yine Richardson'un 2004'te panyaya çarptırdığı topu havada yakalayarak ve bacak arasından geçirerek vurduğu smaç örnek olarak gösterilebilir.
Double Clutchouble Clutch adı verilen bu smaç türünde smacı yapan kişi topu vücudunun gerisine doğru çeker ve ardından smacı yapar."The Jackknife","Double Pump" ve "Kickback" adı verilen türleri mevcuttur.Bu smacın en güzeli ve en özeli Michael Jordan'ın 1988'de serbest atış çizgisine basarak yaptığı smaç sırasında topu arkaya çekerek tamamladığı smaçtır.Bunun dışında Tracy Mcgrady'nin 2000'deki "Double Pump"smacı,Steve Francis'i "Kiss The Rimm"olarak adlandırılan yine bir "Double Pump"smacı Shawn i Kemp'in 1991'deki Faul çizgisinin bir iki adım ilersinden sıçrayarak havada ayaklarını açtığı ve topu vücoludunun gerisine çektiği "Kickback"hareketi ve Harold Miner,Michael Jordan ve Dominique Wilkins'in ters "Jackknife"ları unutulmazlar arasındadır.
Rock The Baby:"Rock The Cradle"olarak da bilinen bu smaç bir nevi değirmen smaç grubuna girer.Smacı yapan kişi topu kol ve bileğin arasına sıkıştırır ve top dairesel bir hareket çizerek smacı gerçekleştirir.Ancak değirmen smacın aksine bu dairesel hareket yukarda değil ortada başlar.Bu smaca örnek olarak 1984'te Larry Nance'i şampiyonluğa taşıyan smacını,1985'te Michael Jordan ve 1989'da Kenny Walker'ın yaptığı ve 2003'te Desmond Mason'un yaptığı smaçları gösterebiliriz.
Two Ball:İlk olarak 1976 Aba All Star maçının devre arasında düzenlen Slam Dunk Şampiyonası'nda sergilenen bu hareket,addından da anlaşılacağı gibi iki topuda potanın içine basarak oluyor.Dediğimiz gibi,bu hareket ilk olarak 1976'da yapıldı.Yarışmaya katılan tüm oyuncuların yapması gereken hareketler arasında yerini alan busmça çok da zor olmasa da 1976'daki yarışmada Julius Erving tarafından yapılmıştır.Ardından Nba'in 1984'te düzenlenen ilk Slam Dunk Şampiyonas'nda bir kez daha D.r J ve Dominique Wilkins tarafından yapılmıştır.Ancak 1984'ün şampiyonu olan Larry Nance havada hareket halindeyken iki nin potaya sokarak geceinn yıldızı olmuştur.1991'de Dee Brown bu smaca yeni bir boyut getirmiş ve biri elinde diğeri çember ile panya arasında bulunan iki topu smaçlamıştır.
Off The Backboard:Belkide günümüzün en popüler smaçlarından birisi.Hem hemen her oyuncuyu panyaya attığı topu,havada tutupiçine vurabiliyor.Eskiden Smaç Şampiyonaları'nda izleyiciyi hayrete düşüren bu smçalar artık maç içinde bile yapılabilir hale geldi.Örnek mi?Tracy Mcgrady ve Vince Carter...Ancak bu smacı birbirinden ayıran özellikler mevcut.Topu havada yakaladığınız gibi,smacı windmill,ters bacak arası yada tomahawk ile bitirmek işin en güzel yanı.Bir çok oyuncu bunu Smaç Şampiyonaları'nda denedi ancak bu sene yapılan Nba 2006 All Star haftasonunda Andre Igoudala'nın yaptığı smaç,bırakın en iyi panyalı smaç olmayı belkide Smaç Şampiyonaları'nda yapılan en akıl almaz smaçtı.Aynı zamanda Dominique Wilkins ve Clyde Drexler panyalı smacın diğer temsilcileridir.
Blind Dunk:İşte Slam Dunk tarihinin en iyi düşünülmüş smaçlarından biri.İlk olarak 1991'de Dee Brown tarafından gerçekleştirilen ve "Peek-a-boo"diye adlandırılan smaçta,Dee Brown sol eli ile topu kavrayıp smaca giderken bir yandan da sağ koluAile gözlerini kapamıştır.Bir yıl sonra Cedric Ceballos bu smacın daha değişik bir versiyonunu yaparak gözlerini siyah bir kumaş parçasıile bağlayarak "Blindfolded Hocus-Pocus"diye adlandırılan smacı gerçekleştirmiştir.Ancak hala,Ceballos'un gözlerine bağladığı kumaşın görmesini engelleyip engellemediği konuşulur.
Behind The Back Reverse:Adından da anlaşılacağı gibi smacı yapan oyuncunun topu belinin arkasından geçirdikten sonra bastığı smaç şeklidir.Bunu ilk kez 1984'te Julius Erving gerçekleştirmiş,topu belinin arkasından geçirdikten sonra ters smacı vurmuştur.Bu smaç sırasında kafasını panyaya çarpan Erving yarışmaya bir süre ara vermiş ama daha sonra devam etmiştir.2005'te J.r Smith sol eline aldığı topu belinin arkasından geçirerek sağ eline almış ve smacı vurmuştu.Bir notta bu smacın uğursuzluğuyla ilgili bu smacı yapan oyuncular ne yazıkki o yarışmaları kazanamamışlardır.
Soccer Style-Help:Slam Dunk Şampiyonaları'nda yaratıcılık çok önemlidir.Seyirciler yeni bir smaç gördükleri zaman çılgına döner,o smacıyapan kişi bir anda favori haline gelir.İşte 2005 Denver'da düzenlenen All Amare Stoudamire,takım arkadaşı Steve Nash'in de yardımıyla yaratıcılık konusunda tavan yaptı.İlk turda ikinci smacını yapacak olan Amare,takım arkadaşı Nash ile sahadaki yerini aldı.Sağ tarafta bulunan Amare topu Nash'e gidecek şekilde panyaya çarptırdı.Nash'te kendisine gelen topa kafayla vurdu ve havalandırdı.Nash'in attığı kafa pasını yakalayan Amare pozisyonu ters smaçla bitirdi.Bu smaç sonrası Amare jüriden 50 tam puan aldı.Amare final turuna geldiğinde son smacında ise yine Nash'le birlikte seyircilere muhteşem bir smaç izletti.Nash yerde duran topu ayaklarıylaalıp arkadan verdiği pası havada Amare bitirdi.Böylece Amare ve Nash Slam Dunk tarihinin en yaratıcı smaçlarından ikisine imza atmış oldular.
Leap Over:Slam Dunk'lar tarihinde bir oyuncunun diğer bir oyunucunun üzerinden uçarak vurduğu smaçlarhep baş tacı edilmiştir.1985'te Terence Stansbury takım arkadaşını pota altına yerleştirdiği sandalyeye oturtur ve top toplayıcı çocuğu da onun yanına yerleştirir.Gerisini tahmin edebiliyorsunuz sanırım.2001'de Desmond Mason takım arkadaşı Rashard Lewis'i potanın çarprazına yerleştirir.Lewis belini aşağıya kırmış şekilde uçar ve smacını gerçekleştirir.2005'te Josh Smith serbest atış dairesinin potaya doğru olan bölümünün üzerindeki sandalyeye oturmuş bekleyen Kenyon Martin'in üzerinden,hemde windmill hareketini yaparak smacını tamamlar.Ve bu senede 1.75'lik Nate Robinson bu smacın bir benzerini yaptı.Saha kenarından 1986 Slam Dunk Şampiyon'u Spud Webb'i çağıran Nate,kendisine Webb yazılı Atlanta formasını giydirdi.Webb elinde top ile pota altında beklerken kendisine doğru koşmakta olan Robinson topu yakaladı ve 1.70'lik Spud Webb'in üstünden sıçrayarak smacını vurdu.Gerçekte inanılmazdı...
SLAMDUNK ŞAMPİYONLARI
1983-84 Larry Nance, Phoenix Denver
1984-85 Dominique Wilkins, Atlanta Indianapolis
1985-86 Spud Webb, Atlanta Dallas
1986-87 Michael Jordan, Chicago Seattle
1987-88 Michael Jordan, Chicago Chicago
1988-89 Kenny Walker, New York Houston
1989-90 Dominique Wilkins, Atlanta Miami
1990-91 Dee Brown, Boston Charlotte
1991-92 Cedric Ceballos, Phoenix Orlando
1992-93 Harold Miner, Cleveland Salt Lake City
1993-94 Isaiah Rider, Minnesota Minneapolis
1994-95 Harold Miner, Miami Phoenix
1995-96 Brent Barry, L.A. Clippers San Antonio
1996-97 Kobe Bryant, L.A. Lakers Cleveland
1999-00 Vince Carter, Toronto Oakland
2000-01 Desmond Mason, Seattle Washington, D.C
2001-02 Jason Richardson, Golden State Philadelphia
2002-03 Jason Richardson, Golden State Atlanta
2003-04 Fred Jones, Indiana Los Angeles
2004-05 Josh Smith, Atlanta Denver
2005-06 Nate Robinson, New York Houston
*Stockton-Malone A.Ş:
NBA.com’da yapılan bir ankete göre NBA tarihinin en büyük ikilisi Stockton-Malone ikilisidir.Bencede en uyumlusu bu ikisi.Biri NBA’in gelmiş geçmiş en çok sayı atan 2.adamı, Diğeri ise en çok asist yapan ve top çalan adamı.Ama eksik olan bir şey vardı ve otabiiki şampiyonluk yüzüğüydü.Bu ikili birlikte mükemmel 18sezon geçirmiş ve 2kerede NBA finali oynamalarına rağmen hiç şampiyonluk yüzüğünü elde edememiştir.
18 sene en ufak bir anlaşmazlık yapmadan bir kez tartışmaya girmeyen bu ikili içi spikerlerin;’Stockton to Malone’(Stocktondan Malona)sözü kaç bin defa söylenmiştir.Bu ikili özellikle pick&Roll oyunuyla bir çok takımın sonunu hazırlamışlardır.Çözümü olmayan bu oyunu Stockton-Malone ikilisinin bu oyunu bu kadar iyi oynamasının ve bu oyunla adlarının özdeşmelerinin sebebi var tabiiki.Bunların başında Stockton’un savunmacısına perdeyi koyan Malone’ı size olarak çok büyük ve güçlü oluşu , zamanlamasını ve devrileceği yeri çok iyi bilmesi gelmekte.İkincisi ise Stockton’ı pası nereye ve ne zaman atacağını veya karşısında kendisinden yavaş olan rakip uzunu hızıyla geçmesini çok iyi bilmesi gerekmektedir.Malone topu aldığında da karşısındaki rakibin küçük guardı kaldığı için rahatlıkla ceza şutunu kesebiliyordu.İşte karşu konulamaz bu çözüme adları özleşmiştir.Peki bu kadar başarılı bir birliktelik neden bir şampiyonlukla taçlanmamıştır.Çünkü bu mükemmel ikili kendileriniden belki daha mükemmel değil ama daha winner(kazanan) bir başka ikiliye toslaşmıştırda ondan.97 ve 98 finalleri yani Stockton-Malone’ın en formda olduğu dönemde Jordan-Pippen ortaklığı Stockton-Malone A.Ş’ye şampiyonluk şansı tanımamıştır…
*Jordon-Pippen ortaklığı:
Hepimiz biliyoruzki basketbol tarihinin en büyük oyuncusu Micheal Jordan.Fakat majesteleri bile Bulls’a geldiği ilk yıllarda bazı şeyleri tek başına başaramıyordu.O zamanlar Bulls orta sıralarda, zaman zaman büyük takımların canını yakabilen,Playofflara ancak 8.sıradan katılabilen vasat bir takımdı.Taa ki Scottie Pippen Bulls’a gelip Jordan ile mükemmel uyumlu bir ikili oluşturana kadar.Pippen Jordan ortaklığı başladıktan sonra Bulls şampiyonluk potansiyeli olan bir takım haline geldi.Jordan’ın skor gücü, bitiriciliği ve liderliğiyle, Pippen’in isesavunmadaki etkinliği ve takımdaki esksik parçaları tamamlamasıyla Chicago korkulan bir takım haline geldi.Çok değil 3senede şampiyonluk ambarını koymaya başlayan Bulls’ta herkes bu başarının Jordan-Pippen ortaklığından ileri geldiğini konuşuyordu.94 sezonunda Jordan’ın basketbola ilk vedasından sonra Bulls’un knicks’e Playoff’larda veda etmesi ve 98 sezonu başında Pippen’ın sakatlığı ile Bulls’un ard arda maçlar kaybetmesi bu tezi doğruluyordu.Jordan Pippen’sız Pippen Jordan’sız olmuyordu.Bu hususta en önemli şey Pippen’ın Jordan’ın 1. adam olmasını kabul etmesidir.Majesteleri Micheal ve onun asil Şovalyesi Pippen hep beraber meydan muharebelerindeözellikle de bir başka büyük ikili Stockton-Malone imparatorluğuna karşı verilen Utah meydan muharebeleri) hep zaferle sonuçlandı.Ayrı takımlarda olsalar belki bu kadar şampiyonluk yüzüğü kazanamıyacaklardı ama şimdi bu uyumlu ortaklıkları sayesinde 6 tane paha biçilemez şam piyonluk yüzüğünün sahibi oldular.
*Shaq-Kobe düşman kardeşler:
Ve bu ikilide hiçbir ikilide olmayan farklı bir kişilikleri uyumlulukları var.Hiç bir zaman birbirlerini sevmediler, sürekli birbirlerinin hakkında pek hoş olmayan konuşmalar yaptılar.Sonuçta bu zoraki evlilik çok uzun sürmedi ve geçen sezon Shaq’ın Miamiye gitmesiyle son buldu.Ve tabiiki Shaq gittiği takımı yine şampiyonluk adayı yaparken Kobe tek başına takımını playofflara bile sokamadı!!!!
Bu birliktelik düşmanca bir birliktelik olmasına rağmen bir sezona damgalarına vurdukları gerçeğide değiştirmez.Shaq’ın pota altıno domine eden oyunu ve gücü ile durdulamaz fiziki yapısıyla Lakers’a yaptığı katkıya Kobenin gelişmiş basketbol yeteneği eklenince ard arda 3tane şampiyonluk yüzüğü elde edildi.Sanrım NBA’e damgalarını vurmuş ikililerden birbirlerine karşı düşmanlılarıyla anılacak tek ikili Kobe-Shaq ikilisidir.